Minsk’ten Varşova’ya Otobüsle Geçmek


Belarus’un başkenti Minsk ile Polonya’nın başkenti Varşova’yı kapsayan 5 günlük ramazan bayramı gezi planımızı ve rotamızı merak edenlere biraz detay vermek üzere yine karşınızdayız.

Belarus aslında çok da özel bir merakımız olmayan ama haritada henüz işaretlenmediğini gördükçe bizi gıdıklayan yerlerden biriydi. Malum konum itibariyle Rusya, Avrupa ve Baltıklar arasında dimdik duran ve 207.595km²’lik yüzölçüme sahip bir ülkeden bahsediyoruz. İnsan haliyle merak ediyor ancak hem Türk vatandaşlarının vizesiz giriş yapabilme imkanının olmasından, hem uçak biletlerinin haddinden fazla pahalı olmasından, hem de ülkemizde “Dünya’nın en güzel kızları”nın memleketi olarak lanse edilip Türk erkeklerinin rağbet ettiği bir yer olarak kadın gezginleri çok da cezbetmemesinden dolayı hep sonraya bıraktığımız bir ülke burası. Biz de nasıl bir aksiyona girişsek de arada Minsk’i de çıkartsak diye düşünürken aklımıza birazdan detaylı anlatacağımız dahiyane fikir geldi 🙂

Uçak biletimiz gidiş Minsk, dönüş Varşova olacak şekilde aldık ve 4 günlük ramazan bayramına ilave 1 gün de gönlümüzden kopup ekleyerek yola koyulduk. Planımız: 1 gece 2 gün Minsk, sonra 1 gece otobüs yolculuğu, en son da 2 gece Varşova! Uçak biletlerimizi Lufthansa’dan Frankfurt aktarmalı olarak seçtik çünkü aktarmasız uçuşlara göre bize ciddi bir tasarruf sağlıyordu. Gerçi bir daha yapar mıyız? HAYIR zira uçak İstanbul’dan geç kalkış yapınca bizim Frankfurt havaalanındaki aktarmalı Minsk uçuşumuzu kaçırmamıza ve havaalanında gereksiz yere 6 saat beklememize ve tatilimizin 1 gününün ziyan olmasına neden oldu. Frankfurt havaalanını ayrıca ele alıp, havaalanında nasıl zaman geçirilir bir sonraki blogda sizinle paylaşacağız 🙂 Neyseki Minsk’e vardığımızda anladık ki burada 1 gün kaybetmekle aslında çok da birşey kaçırmamışız ama havaalanında zaman öldürürken böyle hissetmiyorsunuz tabii.

Minsk, 6 şeritli geniş caddeleri, 4-5 katlı binaları, modern ve kibar insanları, geniş park ve bahçeleri ile oldukça hoş bir yer. Sokaklarda gezerken kendinizi Avrupa’da hissediyor ancak konaklama yaptığınız binaya adımınızı attığınızda bir anda Rusya’da buluyorsunuz kendinizi. St. Petersburg‘da kaldığımız ev de buradakine benzer şekilde eski, yıpranmış ve kümes gibi bir asansörü olan dökük bir bina içindeydi, bu yüzden bu sefer sakiniz. ) Oyun parkı ve otoparkı ile geniş bir avlu içine bakan eski binalar genellikle bir geçit ile geniş caddelerden gizlenmiş durumda. Ancak tam tersine, eski şehir merkezi bile yeterince eski olmayan bir yer burası..

Detayları Minsk Gezi Rehberimizden inceleyebilirsiniz.

Biz Minsk şehir turumuza, kaldığımız eve 5 dakikalık mesafede yer alan Gorki Park’tan başladık ve yağmur yağmadan az önce bu parkı ve eski şehir merkezini bitirerek, sırılsıklam olmadan kendimizi eve atmayı başardık. Evi boşaltmak için kaybettiğimiz günden dolayı bize jest yapıp ekstra 2 saat veren ev sahibimizi daha fazla zor durumda bırakmadan valizlerimizi kaptığımız gibi Varşova otobüsüne bineceğimiz otobüs garına gitmek üzere yola koyulduk. Otobüs garı yürüyüş mesafesinde olmasına rağmen, hava mağduru olarak daha fazla risk almadan, 7 BYN yani yaklaşık 16 TL civarında tutan UBER’i kullanmayı tercih ettik ve 10 dakikada otobüs garına ulaştık.

Minsk otobüs garı ve tren istasyonu arasında Galileo adında bir alışveriş merkezi var. Konum olarak süper zira ister otobüs ister tren ile seyahat edecek olun, içinde sabaha kadar açık bir McDonalds’ı bulunan ve LCWaikiki’ ye kadar bir sürü mağazası olan bir AVM burası. Her ne kadar AVM sevmesek de böyle durumlarda işe yarar bir opsiyon kesinlikle. Ayrıca, AVM’nin 2. katında yer alan süpermarketten yanınıza yol için erzak almayı da unutmayın.

Otobüs garı içinde ingilizce anlayan birini bulmak neredeyse imkansız. Öyle ki, bilet gişesinde bi türlü anlaşamadığımız bayana telefonumuzdan kendi dillerinde Varşova kelimesini göstermek zorunda kaldık. Kendisi de sağ olsun bize bir kağıda ne kadar ödeyeceğimizi yazdı ve her nasılsa kredi kartı kelimesini anlayarak bize pos makinesini uzatma nezaketinde bulundu. Sonunda kişi başı 44 BYN yani yaklaşık 106 TL’ye tek yön otobüs biletlerimizi zar zor alabilmeyi başardık.

Otobüs garının dışında 3 dakikalık yürüme mesafesinde valizlerinizi bırakacağınız bir büro mevcut. Gece 23:00′ a kadar açık olan bu bürolara 4 TL karşılığında valizlerinizi emanet edebiliyorsunuz. Biz valizleri bıraktıktan sonra otobüsün kalkış saatine kadar şehrin geri kalanını yürüyerek gezmeyi planlamıştık ama yağmur yağdığı için hop-on hop-off turlarına katılmak zorunda kaldık. Çok tercih ettiğimiz bir yöntem olmasa da böyle durumlar için kurtarıcı olabiliyor. Yaklaşık 1,5 saat süren bu tur için 30BYN yani yaklaşık 72 TL ödedik. Otobüsler bahsettiğimiz Galileo alışveriş merkezinin karşı köşesinden kalkıyor. Günde 4 defa hareket eden otobüslerin kalkış saatleri 11:00, 13:30, 16:00 ve 18:30.

Minsk’ten Varşova’ya giden Goeuro, Eurolines, Ecolines gibi birçok otobüs mevcut. Bilet fiyatları ise 20 Euro ile 40 Euro arasında değişiyor. Biletimizi plan yapar yapmaz internetten almanızı tavsiye ederiz. Biz nasıl olsa çok talep olmaz diye düşündük ama otobüse bindiğimizde birbirinden alakasız koltuklarda oturacağımızı farkettiğimizde anladık ki az kalsın hakikaten yer bulamayacakmışız. Bu arada gişeden bize verilen fişvari otobüs biletimizde koltuk numaraları yazıyormuş ama biz dillerini anlamadığımız için boş bulduğumuz yere oturacağımızı zannedip en güzel koltukları kaptık. Bizim oturduğumuz koltukların asıl sahipleri geldiğinde ise yolculardan İngilizce bilen tek 1 kişinin yardımıyla durumu kavradık.

Minsk’ten sadece Varşova’ya değil aynı zamanda Almanya, Estonya, Rusya, Litvanya, Letonya, Ukrayna gibi diğer ülkelere uzanan geniş bir otobüs ve tren ağı mevcut. Biz en maceralı ve düşük maliyetli olan otobüsten yana kullandık hakkımızı. Şimdi bu tecrübemizden bahsediyoruz hazırsanız 😉

Öncelikle, Minsk’ten çıkış da giriş kadar zor oldu bizim için. Minsk’te havaalanında indikten sonra kalacağınız günleri kapsayan seyahat sigortası yaptırmanız zorunlu. Pasaport kuyruğuna girmeden hemen farkedeceksiniz zaten, herkes ilk iş bu seyahat sigortası yapılan gişeler önünde hizaya geçiyor. Biz 1-3 günlük ücret dilimine girdik ve kişi başı 2 Euro ödedik. Fiyatlar gün sayısı ile doğru orantılı olarak artış gösteriyor. Neyse bu kuyrukta işimiz bittiğinde uçakta immigration card almadığımız ve insanların harıl harıl bu formları doldurduğunu fark ettik. Bir görevliye sorduğumuzda eğer Rusya’ya devam edeceksek kartları doldurmak zorunda olduğumuzu yoksa gerek olmadığını öğrendik. Biz Polonya’ ya geçeceğimizden haliyle muaf tutulduk. Pasaport kuyruğunda sıra bize geldiğinde ise hiç abartısız 4 farklı görevli teker teker kabine çağrılarak bizi soru yağmuruna tuttu. Öncelikli problem İngilizce anlaşmakta zorluk çekmemiz tabii ancak bir diğer sorun da rotamızın gerçekten alakasız olması 🙂 En sonunda booking.com rezervasyonlarımızı, Varşova’dan dönüş uçak biletimizi göstererek görevlileri ikna etmeyi başardık. Soru çok basitti aslında, Neden Minsk? Neden Varşova? Ama açıklaması yok ki, “Merak ediyorduk ve geldik!”

Bu garip rotamız sadece giriş de değil çıkışta da başımıza bela oldu. Otobüs Varşova’ya giremeden sınırda neredeyse 2 saate yakın zaman geçirdik. Önce bir memur otobüsün içinde gezindi, sonra bizi indirdiler otobüsü kontrol ettiler bizleri de yaya olarak pasaport kontrol noktasına yönlendirdiler. Girişte havaalanında olduğu gibi, Minsk çıkışında da yine en sona biz kaldık çünkü görevli bir türlü pasaporttaki fotoğraf ile Merve’yi birbirine benzetemedi. Tam 5 tane memuru onay almak için gişeye çağırdı. Merve bir türlü fotoğrafın kendine ait olduğuna ikna edemedi amcayı. Ne kadar mimik yaptıysa, kulaklarını ve dişlerini gösterip şekilden şekile girdiyse de bizi ve otobüsteki diğer 40 kişiyi yarım saat burada beklemekten kurtaramadı. Bu amcanın derdi neydi anlamadık ama sonunda bize hadi geçin acıdım tribi yaparken bile içinin %100 rahat etmediği belliydi. Böyle durumlar için aslında yanınızda pasaport ya da vizenizdeki fotoğrafın bir eşini taşımalısınız.

Minsk çıkışından sonra 5 dakikalık bir otobüs yolculuğu sonunda Varşova sınırına geldik. Varşova sınırında bu sefer otobüsten valizlerimizi alarak geçtik. Henüz x-ray icat edilmemiş olan dönemlerdeki gibi valizleri tek tek açıp içlerini inceleyen bir memur, sigara var mı sorusunu sorup, valizinde yiyecek olanlara zorla yedirterek girişlere izin verdi. Biz bu sefer şanslıydık. Varşova’ya giriş prosedürü, Minsk tecrübemiz nedeniyle bizi biraz ürkütmüştü ama sınırın bu tarafı tahmin ettiğimiz gibi zor olmadı, şıp diye buyurun geçin dediler. Otobüsteki diğer 40 kişi de buna epey şaşırdı çünkü gecikmeden sorumlu tutulup mimlenmiştik belli ki ve bizden nefret ettiklerini gözlerinde görebiliyorduk 🙂

Pasaportumuzdaki hem 1 yıllık Schengen hem de 10 yıllık Amerika vizemize ve neredeyse bütün sayfaların giriş çıkış damgaları ile dolu olmasına rağmen, vizesiz bir ülkede neden bu kadar sorun yaşadığımıza anlam veremedik ama adrenalin dolu bir tecrübe oldu. “Otobüs çok rahatsızdı, hiç durmadan ve sakin sakin gitsek bile uyuyamazdık zaten” diye kendimizi kandırıyor olabiliriz ama bunu da yaşamamız lazımdı. Daha önceki sınır geçişlerimizde tecrübelemediğimiz bir deneyimdi artık bizim de Minsk ile ilgili bir hikayemiz var. Süper değil mi 🙂

Bu arada Varşova beklentimizin çok üzerinde çıktı ve inanılmaz beğendik. Tüm bu zahmete değdi dediğimiz bir yer  olarak en sevdiğimi şehirler arasına giren Varşova ile ilgili yazımızı ise gezi rehberi bölümünden detaylıca inceleyebilirsiniz.

Hayat gerçekten bazen risk almayı ve alışılan yolun dışında bir rota çizmeyi gerektiriyor. Bu şekilde anlatacak farklı hikayeleriniz ve unutamayacağınız anılarınız oluyor. Tavsiye ederiz 🙂

 

Leave a Comment

Your email address will not be published. Required fields are marked *