Kazdağı Efsaneleri: Mitoloji ve Türk Mitosları


Kazdağı, bereketli toprakları ve doğa güzelliğinden dolayı tarihte birçok devletin dikkatini çekmiştir. Bu zenginliğinden dolayı tarih boyu göç almış ve birçok kez istilaya uğramıştır. Bu durum Troia bölgesinde yani Çanakkale ilinin tamamı başka bir deyişle Biga Yarımadası’nın sosyal, kültürel açıdan çeşitliliğine de neden olmuştur.

Kazdağı efsanesi dediğimizde artık ondan mitolojideki adı ile bahsetmemiz gerekiyor: İda Dağı.. Homeros dünyaca ünlü eseri İlyada Destanı’nda “Bol pınarlı vahşi hayvanlar anası” olarak bahseder İda’dan..

Yunan mitolojisindeki birçok mitos hep İda Dağı’nda geçer. Tanrılar ve tanrıçalar, insanlar ve tanrılar ve tanrıçalar ile ilgili birçok mit vardır.. Troi’nın yıkılışı mitlerinde yıkılışı olmuş adeta.. Türklerin Anadoluya gelmesi ile efsanelerin de İda Dağı’nın Kazdağı olması gibi değişir.. Öncelikle mitolojik hikayelere bir parantez açıp, Kazdağı’nda geçen iki büyük Türk efsanesi ekleyelim: Hasan ile Emine ve Sarıkız  

HASAN İLE EMİNE

Ve yine bi aşk hikayesi.. Kazdağı’nın zirvesindeki Beyoba Köyü’nden Emine ile Ova Köyü’nden Hasan’ın hikayesi.. Kısaca bahsedelim.. Rivayete göre her hafta Çarşamba günü kurulan pazarda tezgah açan  (pazar hala kuruluyor) Emine ve Hasan birbirlerine aşık olurlar, evlenmek isterler. Ama Emine’nin ailesi Hasan’ı istemez ve sevgisini göstermesi için 40 kilo tuz taşımasını isterler.. Hasan yolun başında Hasan yere yığılır.. Emine köye varınca Hasan’ın arkasından gelmediğini fark eder (keşke bi dönüp baksaymış). Geri döner ve gölette Hasan’a verdiği yazmayı (bazı kaynaklar gömlek diyor) görür. Öldüğünü sanarak kendini göletin yanındaki çınara asarak intihar eder.. Hasanboğuldu göleti ve Emine çınarı suda birbirine kavuşur.. Başka bir rivayette Hasan tuzu taşıyamayınca ovalı nazik Hasan’ın yörük hayatını yapamayacağını düşünerek Emine tuzu sırtlar götürür ama sonra pişman olur.. Döndüğünde Hasan yoktur..

Fotoğraf: pinterest

SARIKIZ

Kaz Dağları’nın en güney zirvesi olan Sarıkız Tepesine adını veren Sarıkız efsanesi ise şöyle; özetle namuslu ve güzel bir kıza iftira. Detaylarına gelince; Çanakkale Ayvacık köyünde ailesiyle yaşayan Sarıkız’ın annesinin vefatı üzerine, babası eşinin hatıralarıyla yaşamak istememesinden dolayı Kavurmacılar Köyü’ne göç ederler. bu köyde çobanlık yaparlar ve Sarıkız’ın babası köylüler tarafından sevilir, sayılır. Hatta akıl hocası gibi olur. Köylüler onun ermiş olduğunu düşünürler. Babası hacca gitmek ister fakat kızını bırakamaz. Kızı bir şekilde onu teşvik eder ve o da kızını komşularına emanet ederek hacca gider. Eskilerde hacca gitmek yayan, yani uzun sürüyor..

Sarıkız, güzelliğine ve taliplerine karşın evlenmek yerine dağlarda kaz beslemek istediğini söyler. Babası hacdan gelir ve kızına taliplere yüz vermediği için köylülerin kızına attığı iftiraları duyar. Köylüler babasına sırtını döner. Ve namusunu temizlemesi gerektiğini düşünür. Babası kızına kıyamaz ve Kaz Dağı’nın zirvesinde birkaç kazı da yanına alarak kızını ölüme bırakır. Yıllar sonra babasına kızının dağda görüldüğü söylenir. Bayramiç dolaylarından gelen bir yolcu yolunu kaybettiğinde bir kızın yardım ettiğini söyler. Bu sarıkızın kazlarının ovaya inerek çiftçilerin mahsullerine zarar verdiğini ve şikayette bulunduğunu, bunun üzerine sarıkızın kazları aşağı inmesin diye taştan bir avlu yaptığını ve artık kazların aşağı inmediğini söyler. Burası günümüzde kaz avlusu olarak halen kalıntıları vardır. Yani Sarıkız’ın olduğu tepe..

Fotoğraf: edremit.gov.tr

Babası İda Dağı’na gider, kızını bugünkü Sarıkız Tepesinde bulur. Kızından abdest almak için su ister. Kız bir eliyle denizden diğeriyle nehirden su alır. Eliyle dağın tepesinden denize uzanarak su uzattığı da bir başka rivayet. Başka bir rivayet de, babasına aceleyle denizden tuzlu su verir. Babası suyun tuzlu olduğunu söyleyince vadiden tatlı su döker.. Yani kız ermiştir. Babası kızının erdiğini anladığı için sırrı açığa çıkmasın diye gökyüzünü kara bulutlar kaplar ve kız ortadan kaybolur.. Kızına iftira eden köylülere beddua eder.

Güre dolaylarında olan Kavurmacılar Köyü yaşayan kimse kalmadığı için kaymakamlık tarafından kütükten silinmiştir.

Sarıkız’ın babası da yas içinde tepelerde dolaşır ve bugün Baba Tepe denilen yerde ölür.. İkisi için de mezarlarını köylüler yapar..

Şaman kültüründen gelen Türkmen için (şamanizmde dişil enerji baskınmış) her yıl Ağustos ayında ziyaret ettikleri kutsal bir yerler haline dönüşür..

Şimdi Kazdağı mitolojik adıyla İda Dağı’nda geçen efsanelere dönelim. O kadar fazla ki maddelemek anlaşılması ve takibi açısından daha kolay olur diye düşündük.. Biraz da mitolojiyi bilmiyorsunuz gibi anlatmış olabiliriz. Mitoloji ile ilgilenenler lütfen mazur görsün. Biz de çok hakim değiliz, anlaşılması kolay olsun diye detaylandırıyoruz.. İşte İda Dağı’nın yer aldığı Troas Bölgesi ve mit kahramanlarının gezindiği mitolojik İda Dağı efsaneleri;

Fotoğraf: Jan Breughel (II) The Judgement of Paris (wikipedia)

MİTOJOJİDE İDA DAĞI

  • Mitolojide tanrılar Olympos Dağı’nda yaşar ve İda Dağı’nda evleri vardır.
  • Girit’teki İda Dağı’ndan dolayı İda adını aldığı söylenenler arasında
  • Tanrıların tanrısı Zeus İda Dağı’nda doğmuştur. Girit’teki İda Dağı’ndaki bir mağarada doğduğu da başka bir rivayet..
  • Zeus’un Olymposlu tanrıçaların en güçlüsü Hera’ya aşık olduğu yerdir. Homeros İlyada Destanı’nda; ‘Hera, dosdoğru yürüdü Gargaran doruğuna, İda’nın en yüksek tepesiydi bu. Bulutları devşiren Zeus, onu gördü. Görür görmez aşk sardı düşünceli kafasını. Ve Hera, Zeus’un dokuz eşinin birincisi oldu’ diye yazmıştır.
  • Zeus ve Hera İda Dağı’nın tepesinde törenle evlenirler.
  • Kral Priamos oğlu Paris’i İda Dağı’nda ölüme terk eder. Paris İda Dağı’nda bir ana ayı tarafından emzirilerek büyütülür.
  • Tarihin ilk güzellik yarışmasının İda Dağı’nda yapıldığını bilmeyenimiz yoktur. Paris altın elmayı Afrodit’e vermesiyle, dünyada ilk güzellik yarışması yapılmış olur. Hikayesi ise; Zeus düzenlediği bir toplantıya tanrıça Eris’i çağırmaz. Bunun üzerine Eris, o toplantıya altın bir elma gönderir ve elmanın en güzel tanrıçaya verilmesini ister. Zeus bu durumdan sıyrılmak için Athena, Hera ve Afrodit’i yakışıklı delikanlı Paris’e gönderir ve onun seçmesini ister. Paris bu güzel kadınlardan hangisini seçeceği düşünürken ve kadınlar birer teklifle gelir. Böylece tarihin ilk rüşvet olayı gerçekleşir. Hera, Asya ve Avrupa krallığını, Athena savaşta dünyanın en büyük yiğidi olmayı ve insanüstü aklı vaat eder. Afrodit ise dünyanın en güzel kadınının aşkını teklif eder. Paris aşkı seçer. Böylece dünyanın ilk güzellik kraliçesi Afrodit olur. Paris Sparta ziyaretinde Helen’e aşık olur. Afrodit Helen’i söz verdiği üzere Paris’e aşık eder. Evli Helen, Paris ile Truva’ya dönünce işler karışır ve ünlü Truva Savaşı ya da Troia Savaşı çıkar. Yani bu aşk bir savaş başlatmış olur.
  • Zeus Truva Savaşı’nı İda Dağı’nın eteklerindeki Zeus Altarı’ndan (sunağından) izlemiştir. (İda Dağı’nın tepesinden de izlediği söyleniyor.)
  • Eski Yunanlılar tanrılara kurban vererek türlü felaketlerden korunmaya inanırlarmış. İda Dağı’nın tepesinde (Gargaran Tepesi olarak da geçer) tanrılara kurbanları sunmak için yapılan Zeus sunağı ya da Zeus Altarı vardır. (Gargara = Küçükkuyu)
  • Hera ve Zeus Truva Savaşı’nda farklı tarafları tutarlar. Bir kaynakta Zeus’un Troya Savaşı’nı yönetirken bir taraftan da Afrodit ile seviştiği bilgisi vardır. Yani Hera bu durumu kıskanmış olabilir. Neyse Hera Zeus’u kandırıyor ve dağın zirvesini bulutlarla kaplattırıyor. Böylece Zeus savaşı yönetemiyor.
  • Troya Savaşı’nı tanrılar İda Dağı’nın tepesinden izlemiştir.
  • İda Dağı’ndan çıkan Skamandros yani Kara Menderes’in suyu koyun, keçi gibi hayvanların tüylerine parlaklık verirmiş. Hatta Troialı bakireler evlilik aşamasında “Ey Skamandros, kızlıgım senin olsun” diye bağırarak suya girerlermiş.. Ayrıca güzellik yarışmasındaki üç güzel tenleri parlasın diye Kara Menderes suyuna girmişlerdir..
  • Batan Atlantis kıtasının Ege Denizi’nde olduğu iddaa eden bilim adamlarının bu savına göre, türlerin özellikle bitki örtüsündeki çeşitliliği de hesaba katarak Nuh’un Gemisi’nin İda Dağı’nda olduğunu inananlar var.
  • Erikhthonius’tan Troia kralı Tros dünyaya gelir. Truva şehrinin kralı Tros’un üç oğlu Ilos, Assarakos ve tanrı statüsünde ölümlülerin en güzeli sayılan Ganymede olur. Ganymede İda dağının eteklerinde babasının gemisinin dönmesini beklerken Zeus ona aşık olur ve kartala dönüşerek onu Olimpos Dağı’na kaçırmıştır. Ganymede sonsuza dek genç kalması için kutsal nektar dolu kupayı eski Yunan Olimpia tanrılarının bir kutlama toplantısında sunmuştur. ışık saçan anlamına gelen Ganymede’nin kaçırılmasına karşılık Zeus babasına ölümsüz atlar hediye etmiştir.
  • Afrodit’e ders vermek isteyen Zeus, onun kalbine Anchises’e karşı heyacan hissetmesini koymuştur ve aşık olmasını sağlamıştır. Troia yakınlarındaki Dardania (Dardanus döneminden sonra adı değişmiştir) bölgesinden gelen Anchises o sıralarda İda Dağı’nda hayvan yetiştiriciliği yapıyormuş. Afrodit onu görünce ilk defa aşık olmuş, Kıbrıs’ı terk edip İda Dağı’na gelmiştir. Afrodit kendisinin ölümlü olduğunu ve Troia’ya onun eşi olmak üzere gönderildiğini söylemiş ve birlikte olduktan sonra onu uyutarak yine ölümsüz olmuştur. Anchises uyandığında bir tanrıçayla birlikte olduğunu anlamış ve endişelenmiştir. Afrodit ise Aeneas adında bir oğulları olacağını müjdelemiştir. Aeneas, Roma İmparatorluğunu kuran kişidir.

Derleme bilgiler olduğu için eksik ya da düzeltilmesi gerektiğini düşündüğünüz bilgiler için lütfen yorum bırakın.. 

2 Comments

  1. Pingback: Kazdağı Milli Parkı Hakkında Her Şey | Gezi Kumbarası

  2. Pingback: Kazdağı'nın Eteklerinde Gezilecek Yerler | Gezi Kumbarası

Leave a Comment

Your email address will not be published. Required fields are marked *