Kuzey İtalya’nın Lombardiya Bölgesini Keşfetmek İçin Daha Fazla Beklemeyin..

İsviçre’nin güney doğusuna komşu olan Kuzey İtalya’nın özerk bölgesi Lombardiya, Alp dağlarının tepelerinden Po Vadisinin derinliklerine uzanan oldukça geniş bir coğrafyada tarihi, kültürel ve doğal zenginlikleri bir arada barındırıyor. Lombardiya İtalya’nın en geniş bölgelerinden biri, zira bölgenin başkenti Milano, Roma’dan sonra ülkenin 2. Büyük şehri. Nüfusu 10 milyon civarında olan bu bölgede yer alan Milano dışındaki önemli şehirlerden bazıları Bergamo, Brescia, Como, Lecco, Monza, Pavia, Cremona, Mantua.

Turistik açıdan Milano ve Como gölü dışında çok fazla bilinmeyen Lombardiya her duyunuza hitap edecek, her türlü zevk ve beğeniyi tatmin edecek, herkesin beklentisini karşılayabilecek ender yerlerden biri. Bize göre Lombardiya bölgesine gitmek için en önemli sebeplerden bazılarını sıraladık.

  • Lombardiya sınırlarından geçen Alp dağları sayesinde bölge kış turizmi için en ideal yerlerden biri. İsviçre’nin en ünlü kayak merkezlerinden biri olan St. Moritz’e ulaşım ise oldukça kolay.
  • Meşhur Como gölü bu bölgede yer alıyor. Como gölünü çevreleyen Bellagio, Varenna, Menaggio başta olmak üzere diğer köylerde ne kadar zaman geçirirseniz geçirin asla doyamacaksınız.
  • Bize göre Como Gölü’nden daha güzel bir manzaraya ve konuma sahip olan Garda Gölü inanılmaz bir peyzaja sahip. Gölü çevreleyen dağlar içine açılmış tüneller, daracık yollardan kıvrılarak çıkılan tepeler ve bu tepelerdeki manzara gerçekten nefes kesici. Yazın oldukça hareketli olan Garda Gölü kenarında sıralanmış otel kompleksleri, kamp alanları da mevcut.
  • Lombardiya aynı zamanda göller bölgesi olarak geçiyor. Bu coğrafi özelliğinden dolayı adım başı kartpostal gibi manzaralara sahip bir yer ile karşılaşıyorsunuz.
  • Lombardiya’da gencinden yaşlısına herkes bakımlı, tertemiz ve fit. Yağmur altında koşan amcalardan, 85 yaşından saçları fönlü teyzelere kadar herkes çok özenli burada. Çok şık ve asil bir bölgede olduğunuzu hemen hissedeceksiniz.
  • Lombardiya’nın iç kısımlarında yer alan Ortaçağ mimarisine sahip köyleri o kadar şirin ve el değmemiş ki bir film setinde olduğunuzu hissedeceksiniz.
  • Bölge İtalya’nın en büyük şarap yapım merkezlerinden biri. Neredeyse her köyde farklı bir çeşit şarap üretiliyor.
  • Lombardiya kilo alıp geleceğiniz yerlerden. Pizza ve Makarna ile ünlü İtalyan mutfağında daha yöresel lezzetler deneyimlemek isterseniz; Cremona’da Torrone Valtellina’da Pizzoccheri, Mantua’da Bal kabaklı Tortelli, Brescia’da Polenta, Milano’da Cotoletta alla Milanese’ i denelisiniz. Noel dönemlerinde süpermarketlerde bile bulabileceğiniz Panettone’nin tadına bakmadan dönmemelisiniz. Ayrıca balık severler için Como gölünden çıkan Missoltini ve Garda Gölü’ne has bir balık olan Carpione’yi öneririz. Buraya kadar gelmişken meşhur İtalyan mantarlarının da tadına bakmayı unutmayın.
  • Lombardiya’da  doğaya ve muhteşem İtalyan mutfağına doyduğunuz kadar sanata da doyacaksınız. Leonardo Da Vinci’nin, İsa’yı çarmıha gerilmeden bir gece önce havarileriyle resmeden ‘Son Akşam Yemeği’ adlı eserinin yer aldığı Milano’daki Santa Maria della Grazie Kilisesi gibi, dünyaca ünlü birçok eseri bu bölgede görebileceksiniz.
  • Sanat, doğa, yemek, içmek derken sırada müzik var. Geleneksel keman yapım ustalarının ve keman atölyelerinin yer aldığı Cremona da Lombardiya’da yer alıyor.

Lombardiya’ya neden gitmeniz gerektiğinden bahsettikten sonra gelelim bizim bu bölgede gezdiğimiz yerlere.

Biz Bergamo gidiş dönüş uçak bileti alıp, havaalanından araba kiralayarak tam 6 gün bu bölgede gezdik. İlk gecemizde Bergamo’da konakladık. Bergamo şehir merkezi ve Citta Alta yani eski şehir kısmını gezmek için 1 gün yeterli oluyor ki aslında Bergamo hem yeme içme  hem de konaklama bakımından bölgenin diğer şehirlere göre biraz daha pahalı. Bergamo’dan sonraki durağımız Asso adında küçük bir köydü. Burası lokasyon olarak Como civarındaki köyleri gezmek için ideal hem de bu civardaki diğer yerlere göre konaklama açısından daha hesaplı olduğu için Asso’da 2 gece konakladık. İlk gün Bellagio, Nesso ve Como köyleri gezisi yaptık, diğer gün de erkenden yola çıkıp Milano’ya gittik. Maalesef Milano’da sağanak yağmur nedeniyle hayal ettiğimiz kadar uzun kalamadık. Milano Katedrali, Galleria Vittorio Emanuele II, Sforzesco Kalesi gibi en turistik yerleri gezdikten sonra dördüncü gecemizde konaklayacağımız Crema’ya doğru yola çıktık. Burası “Call me by your name” filmi ile ünlenmiş küçücük bir kasaba. Belki toplamda 1 saatte tüm sokak aralarında yürüyüp her yeri gezebilirsiniz ama bambaşka bir ruhu var buranın ve saatlerce kalıp zaman nasıl ilerlemiş anlamıyorsunuz. Crema’dan ayrıldıktan sonra hedefimiz son iki gecemizde Garda Gölü’nü çevreleyen dağlardan birinde kiraladığımız eve erkenden gidip, mümkün olduğu kadar doğa ile iç içe zaman geçirmekti. Ancak yol üzerinde karşımıza çıkan Cremona tabelası bizi kendisine çekti ve burada kısa bir mola vermek istedik. Cremona, eski şehir merkezindeki devasa şapel, bu şapelin içinde yer aldığı avluyu çevreleyen şirin restoran ve kafeler, sevimli evlerin sıralandığı daracık sokaklar ile bizi kendine hayran bırakan bir yer oldu. Burada birkaç saatlik moladan sonra Garda Gölü’ne devam ettik. Önce göl kenarında yer alan Salo adlı kasabada mutfak alışverişimizi yaptık, sonra evimizin bulunduğu Gardone Riviera’ya devam ettik. Burada kaldığımız iki gün boyunca gölü çevreleyen dağlara kurulmuş köylerden Gargnano, Sasso, Tremosine Sul Garda’ yı doya doya gezdik. Gölün etrafındaki bu rotada bir yanınızda göl manzarası, bir yanınızda ise dağlar arasında konumlanmış küçük yerleşim yerleri size eşlik ediyor. Dik dağların içinden geçen kilometrelerce uzunluktaki tüneller ve karanlık tüneller içinde oyulmuş pencereler tam bir yaratıcı mühendislik örneği.  Dağların tepelerine çıkan yollara trafik ışıkları bile konulmuş zira bazı yollar iki araç yanyana geçemeyecek kadar dar ve keskin virajlı. Tepedeki manzara ise tek kelime ile masalsı. Bir uçurumun tepesinde göle kuşbakışı bakarken, karşı kıyıda yükselen dağlar bir de şansınız yaver giderse hafifçe bu dağları delecek gibi yükselen bir sis bulutu kartpostal gibi bir görüntü oluşturuyor.

Milan
Crema

Lombardiya’da dolu dolu geçen 6 gün boyunca hem göze hem ruha hitap eden bir deneyim yaşadık. Kuzey İtalya’nın bu çok az bilinen bölgesini keşfetmek için siz de daha fazla beklemeyin. Özellikle ilk bahar döneminde İtalya’nın kuzeyinde doğanın uyanışına tanıklık etmek için acele edin.

Lago di Garda

Yorum Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir