Yabancı Misafirlerinize Bunları Tattırmalısınız


Genellikle yurtdışından gelen misafirlerimizin sadece gözlerini değil aynı zamanda da midelerini nasıl doyuracağımız konusu biraz stres yaratır. Aşırı misafirperver bir millet olmamızdan kaynaklanıyor olsa gerek, daha misafirimiz gelmeden biz plan yapmaya başlarız. İlk gün şuraya götüreyim, acaba yumuşak yastık mı tercih eder, kokoreç yer mi, vs vs birçok soruya kendi kendimize cevap bulmaya kalkarız. Oysa şimdiye kadar gelen hiçbir misafiriniz ziyaretinden memnun kalmamış olarak ülkesine dönmemiştir. Eminiz!

Bu yazımızda “olur da” atladığınız birşey kalır diye yabancı misafirlerinize tattırmayı unutmamanız gereken lezzetleri kısa maddeler halinde sıralıyoruz. Kendi listenize eklemeyi unuttuğunuz bir şey olursa bizden de fikir alabilirsiniz.

  • Rakı& Balık& Çiçek Pazarı

Bu üçlü özellikle İstanbul‘a gelen misafirler için atlamamanız gereken bir “geleneksel türk gecesi” geçirme yöntemidir. Gelen misafirlere önce balık sevip sevmedikleri sorulur ki balık yemeyen kişi sayısı oldukça az. Zaten eğer balık seviyorlarsa sadece balıkla değil mezelerle de karınlarını tıka basa doyurabileceklerini anlatırsınız. Sonra mezenin ne olduğunu anlatmaya başlarsınız. Meze ispanyolların tapaslarına eşdeğer bir atıştırmalık açıklaması genelde yeterli oluyor. Asıl sıkıntı mezeler masada yerlerini almaya başladığında bunların ingilizce karşılığını bulmakta. Böyle durumlar için hemen cep telefonunuzun sözlük uygulamasına başvurabilirsiniz. Sıra geldi rakıya. Kesinlikle rakının sert bir içki olduğunu belirttikten sonra, nasıl içildiğini anlatmalısınız. Pastis, uzo, anise kelimeleri rakıyı tanımlamak için idealdir. Uzoyu bilmeyen zaten yok, bu sebeple de hemen “okey okey” diyerek anlayacakları garanti. Anlamış olsalar da siz hemen şarap ya da viski içer gibi içilmediğini buz, su, duble, sek gibi tanımları da yapmalısınız ki sonunda masadan sarhoş toparlamak zorunda kalmayın. Bu ön bilgilendirmeden sonra rakı kültüründen ve bunu her akşam içmediğimizi sadece gelenekselleşmiş içecek olduğunu belirtin. Ya da her gece rakı içmeden uyuyamayanlardansanız belirtmeyin, siz bilirsiniz shshs..

  • Turkish breakfast

İşte buna bayılacaklar. Bizim, sabah deniz kenarında, ya da Şile, Polonezköy, Sarıyer gibi yeşili bol bir yerde kahvaltıya götürüp de mide fesatına uğramayan bir misafirimiz olmadı. Garsonlar masayı yavaş yavaş donatırken, göz bebekleri büyüyen, ağzının suyu akan ve nereden, nasıl yemeye başlayacağını bilemeyen yabancı misafiriniz artık çok mutlu. Siz de rahat bir oh çekip, ziyafetin tadını çıkartabilirsiniz. Sabah sağlam bir türk kahvaltısı ile güne başlayan yabancı arkadaş gün içinde başka birşey yiyemeyecektir, dolayısıyla eğer tüm masrafını siz karşılıyorsanız cüzdanınız o gün için rahatlayacaktır. Bu arada genellikle yabancılarda böyle bir kahvaltı mantığı olmadığı için yine açıklamanız gereken ilave bilgi ise, her gün böyle kahvaltı etmediğimiz ama bunun haftasonlarında yakınlarımızda keyifli vakit geçirmek için yaptığımız gelenekselleşmiş bir aktivite olduğu gerçeğidir. Dilerseniz kahvaltı sofrasında çok klasikleşmiş bir video izletebilirsiniz. Mesela bu ya da şu olabilir.

  • Esnaf Lokantası- Ev Yemekleri

Tabii ki yabancı misafirinizi geleneksel türk yemekleri ile tanıştırmalısınız. Eğer aileniz ile yaşıyor ve misafirinizi kendi evinizde ağırlıyorsanız, annenizin yaptığı leziz yemekler yeterli olacaktır. Ancak, diğer durumlar için önerimiz esnaf lokantası ya da ev yemeği yiyebileceğiniz herhangi bir restoran olacaktır. Açık büfede sıraya giren turistimiz, kazanlar için de servis edilen yemekleri ilk bakışta sizin gibi tanıyamayacak ve ne seçmesi gerektiğini bilemeyecektir. Sakın siz kan şekeriniz düştü ve yemek için sabırsızlanıyorken, yabancı misafirinizin tezgah başındaki kararsız hallerine sinirlenmeyin. Restorana girer girmez, kısa bir tezgah turu yaptırın, yemeklerin ne olduğunu ve sırada bekleyen diğer insanların nasıl hareket ettiğini açıklayın. Mesela; “Bunlar türk ev yemekleri, şimdi önce tepsimizi ve kaşık& çatal& bıçağımızı tepsiye koyup, sırayla istediğimiz yemeği seçeceğiz. En son tatlı ve içecek söyleyip, hesabı ödeyerek masamıza geçeceğiz.” diyebilirsiniz. Aman dikkat, misafiriniz alakasız şeyler seçmeye kalkacak ve bir orduyu beslemeye yetecek kadar çok tabak siparişi vermeye başlayabilir. Böyle durumlarda siz hemen müdahale etmeli ya da ilk baştan onun ne istediğini öğrenerek siparişi kendiniz vermelisiniz. Bu arada, ingilizcesini bulamadığınız yemekler için servis yapan garsonlar ya da şeften destek alabilirsiniz.

  • Kebap& Barbekü

Genellikle yabancılar bütün Türklerin kebapçı olduğunu düşünürler. Bu arada onlara göre kebap aslında bizim döner. Sizin döner ve kebap arasındaki farkı çok iyi anlatmanız gerekir. Bunun için sadece söylemek değil bir de deneyimlemesini sağlamak gerekir. Yabancı misafirinize önce bir döner yedirtin sonra da gerçek bir kebapçıya götürün. Hatta havalar güzelse ve imkanınız varsa, “mangal” yani “kendin pişir kendin ye” türünden bir yere giderseniz sonuç mükemmel olacaktır.

  • Sokak Lezzetleri

Bu maddeyi ayrıca yazma gereği duyduk zira geleneksel sokak lezzetlerimiz başlı başına derya deniz. Yani bütün gün dışarda kalıp aç kalmak mümkün değil. Simit çay ile kahvaltı yapıp, patso ve taze sıkılmış  meyve suyuyla öğle yemeği yiyip, akşamına da döner ve ayran ile karnınızı doyurup, üzerine de közde türk kahvesi ve sütlü bir tatlı yiyerek, hem misafirinizi hem de bütçenizi memnun edebilirsiniz.

  • Çay

Çaydan ziyade çay bardağı konusu önemli. Yabancı misafiriniz çayın ne olduğunu mutlaka biliyordur ancak bizim ince belliler bazı durumlarda sıkıntı yaratabiliyor. Yabancılar bardağın sıcak olması ve tutarken parmaklarının yanması gibi nedenlerden dolayı “Neden bardağın kulpu yok?” diyebiliyorlar. Yani biz bu soru ile karşılaşıp afallamıştık. Ardından gelen “Neden kendine eziyet ediyorsun, ağzın yanmıyor mu?” sorusu ise kahkahalarla gülmemize neden olmuştu. Sonrasında misafirimizin aslında haklı olduğunu düşünsek de bu alışkanlık ve ritüelin hoşumuza gittiğini fark ettik. Özellikle soğuk havalarda kaynar çay bardağını iki avucu arasında sıkı sıkı tutup, ısınmaya çalışan bir millet olduğumuzu fark ettik.  Önerimiz, “Soğutmadan iç, yoksa bir şeye benzemez.” deseniz de hala bardakla başı dertte olan misafirinize kupada çay önerebilirsiniz. Bizim başımıza gelen diğer komik bir durum da gittiğimiz her yerde ikram edilen çaylardan dolayı “Günde kaç litre çay tüketiyorsun?” sorusuydu. Hiç fark etmemiş olsak da mazoşist çay tiryakisi bir milletiz arkadaşlar shshs..

 

  • Türk Kahvesi

Közde türk kahvesi içmek ve gelen bütün turistlere içirmek gelenekselleşmiş bir alışkanlık. Hatta kahveyi sert bulan ve suratını büzen misafirimize “Aaaa, tıpkı espresso gibi, istersen şekerli de içebilirsin.” diyerek açıklama yapmak da doğal bir refleks haline gelmiş. Bir yabancının türk kahvesini beğenmeme olasılığı bile bizi sinirlendirmeye yetiyor, değil mi? Kahve kültürü, yanında ikram edilen su ve lokumun hikayesi, nasıl içildiği, kahve falı gibi türk kahvesi ile özdeşleşen muhabbetler için hazır olmalısınız. Çünkü, nedense, türk kahvesini herkese sevdirmemiz şart 🙂

  • Gözleme& Ayran

Zaten siz unutsanız bile, yurdumuzu karış karış gezen bütün yabancılar gözleme yanında köpük köpük ayranın tadına bakacaklardır. Küçük iskemlelerde oturmuş, ağzını şapırdata şapırdata yemek yiyen Türkleri görüp de kayıtsız kalamazlar, değil mi?

  • Sütlü Tatlılar & Muhallebi

Tatlı yiyelim tatlı konuşalım, sütlü nuriye, hanım göbeği, vezir parmağı, kerhane tatlısı gibi komik isimli tatlı kelimelerinin ingilizce çevirisini yapalım. Zor değil mi?

  • Baklava & Helva & Lokum

Sözün bittiği yer 🙂 Afiyet olsun..

Leave a Comment

Your email address will not be published. Required fields are marked *