STOCKHOLM GECE HAYATI: Eğlenceli ve Pahalı


Dünyada yaşam kalitesi en yüksek ülkeler arasında yer alan İsveç’in başkenti Stockholm 2 milyon nüfuslu, refah seviyesi yüksek ve pahalı bir yer. İsveç aynı zamanda en mutlu ülkeler arasında da ilk sıralarda. Stockholm ekonomik gezi rehberi (artık ne kadar ekonomik olabilirse diyelim) nereleri gezmeniz gerekitğini, görülmesi gerekenleri, yeme içme önerilerimizi anlatmıştık.

Bu yazımızda da bir hafta sonu eğlenmek için kaçabileceğiniz en ideal şehirlerden biri olarak Stockholm’ü övmeye geldik shhs Haydi başlayalım..

Öncelikle İstanbul’da yaşıyorsanız, 3.5 saatlik bir uçuş sonunda kolay ulaşılabilir bir Avrupa kenti burası. Gideceğiniz döneme göre, biletinizi birkaç ay önceden alırsanız, oldukça uygun fiyatlı uçuş bulma ihtimaliniz de çok yüksek. Mesela biz Eylül ayı için planladığımız 2 günlük seyahatimizin Pegasus biletlerini Temmuz’ da kişi başı 350 TL’ ye aldık. (Tabii bu euro bir anda bu kadar fırlamadan bulduğumuz düşeş denilebilecek bir biletti. Euro ve Dolar kurunun boynumuzu büktüğü mevcut şartlarda 2018 yılı için

Ayrıca pratik bir şehir. Mesela yanınıza döviz almanıza gerek olmadan elinizi kolunuzu sallaya sallaya gidebilirsiniz zira her yerde kredi kartınızı kullanabiliyorsunuz. Bizim Stockholm’de geçirdiğimiz 3 günde sadece 1 mekan pos makinesi bozuk olduğu için nakit kabul ediyordu ki bunu da mekana girmeden önce kapıya astıkları bir A4 kağıt ile belirtmişler ve özür dilemişlerdi. Yani sizi içeri alıp, kasada şok yaşatmıyorlar üzerine de kibarca özür diliyorlar. Bir de en yakın ATM’nin lokasyonunu çizmişler aynı kağıda, biz de gidip nakit geçtik geldik. Sorunsuz..

Rahatlıkla ve keyifle yürünebilir bir şehir Stockholm. Tabii ki İstanbul ile hiçbir şehri karşılaştırmamak lazım ama Taksim’den Moda’ya oradan Karaköy’e ya da Cihangir’e yürümek ne kadar imkansızsa, Stockholm’ de Södermalm’ dan Östermalm’a ordan Gamla Stan’ a yürümek o kadar imkan dahilinde diye tayahhül edebilirsiniz durumu. Yürürken tek sorununuz eğer topuklu giydiyseniz ayağınızı burkabilme ihtimalinden kaynaklanır çünkü arnavut kaldırımları ile dolu bir şehir. Yürürken terlemezsiniz, makyajınız akmaz çünkü oldukça serin bir şehir. Genellikle bu tarz hava durumu özellikleri negatif bir şeymiş gibi lanse edilse de Stockholm için bu hipotezi anında çürütebilirsiniz. Bu şehre yazın hava 28-30 derecelerdeyken gitmenin tek espirisi parklarda ağaç altında gölgelik bir yer bulup piknik yapmak olurdu herhalde. Yani Stockholm’ ü yazlık bir şehir gibi düşünmek, İbiza gibi bir eğlence mekanını Vatican gibi dini bir ortam ile karıştırmak ya da kendi memleketimizden Antalya’ yı Erzurum’ la hava durumu bakımından karşılaştırmak gibi olur bize göre 🙂

Medeni bir şehir. Gecenin bir vakti tek başınıza yürüseniz size asılan, laf atan olmaz. ” Bacım kayboldun herhalde ben yardımcı olayım, gel bi’ koluna gireyim üşümüşsün!” diyecek kadar “sıcak kanlı (!)” bir millet değil tabii. Kimse sizinle ilgilenmez. Ne giymişsiniz, neyi nasıl yemişsiniz pek umurlarında olmazsınız. Ya da bize öyle geldi. Ama aslında aksini de beklemiyorduk. Bu çok Akdeniz kültür hareketi olurdu 🙂

Yaşanılası bir şehir burası. Havası temiz, doğası güzel, düzenli, planlı bir yer. Şehrin içinde boğulmuyor, şehir dışına çıkmak istediğinizde de zorlanmıyorsunuz. Trenler, feribotlar uzakları yakın hale getiriyor. Azıcık sola gitseniz Norveç ve inanılmaz doğası, feribotla azıcık sağa kaysanız Talin ve ya Helsinki gibi muazzam baltık şehirleri, kışın kuzeye doğru herkesin hayallerini süsleyen kuzey ışıkları..

Stockholm turistler için çok efektif bir şehir merkezine sahip. İlla 736644918364109347 tane müzesinin her birine girip çıkacağım demezseniz, görülmesi gereken her yeri rahatça gezebilirsiniz. Ana turistik bölgede birbirine çok yakın konumlanmış olan saray, parlemento binası, ulusal müze, Nobel müzesi gibi gibi şehrin sembolik yerlerini adım adım gezebilirsiniz.

Gel gelelim pahalı bir şehir arkadaşlar. Eğlenmek burada bedava su içmeye benzemiyor. Gece çıktınız, hadi metroya binmeyip yürüdünüz ulaşıma para harcamadınız diyelim. Bir 50′ lik biraya 38 TL vermekten asla kaçamazsınız. Ya da lüks bir gece kulübüne gitmek isterseniz giriş ücreti ödemekten kaçamazsınız. Hadi oldu gece çok içtiniz ve o taksiye illa binilecek, 10 km’ lik bir yola 140 TL ödemekten kaçamazsınız. Nasıl yani ?! demeyin. Biz ödemişiz, sonra kredi kartı ekstremizde gördük de yazıyoruz shshsh. Bu arada satır arasında anlamışsınızdır ki her yerde olduğu gibi taksilerde de kredi kartı ile ödeme yapabiliyorsunuz ki işte biz buna bayılıyoruz shshs

Ama yine de kesinlikle eğlenceli bir yer. Eğlenmek için bir hafta sonuna yetecek de artacak kadar mekan var. Dilerseniz salsa, dilerseniz jazz, dilerseniz irish bar, dilerseniz gece kulübü.. Yani her zevke ve tercihe uygun bir alternatif sunuyor size bu şehir. Irish barlar çok keyifli. Genellikle canlı müzik oluyor ve sahne alanların performansları da gerçekten oldukça profesyonel. Sanki mini bir konsere gitmişsiniz gibi hissediyorsunuz. Irish pub ve barlarda giriş ücreti ödemiyorsunuz, sıra beklemiyorsunuz, “tipe göre içeri alma” gibi bir kasıntı hareket ile karşılaşmıyorsunuz. Öte yandan güzel bir gece klübüne gideyim diyorsanız, publarda karşılaşmadığınız bütün bu zahmete katlandıktan sonra bir de üzerine yüklü bir hesap ödemeyi göze alıyorsunuz.

Genelde barlara girişte yaş soruyorlar ve yaş sınırı kapıdakilerin keyfine göre 21 ya da 23 olabiliyor. Barlar 01:00’de, kulüplerden bazıları 03:00’te, bazılarıysa 05:00’te kapanıyor. Pazar geceleri açık olan yerler ise genelde Irish publar!

  • Stureplan semtinde şık ve pahalı barlar ve dans kulüpleri var. Giriş için ücret ödemeniz gerekiyor.
  • Södermalm semtinde bulunan daha küçük bar ve kulüpler elektronik ve alternatif müzikler çalıyor.
  • Götgatan ucuz pub tarzı barların olduğu upuzun bir cadde.
  • Bondegatan daha genç ve “trendy” kitlenin uğrak mekanlarının olduğu bir yer.
  • Rörstrandsgatan, yaş ortalaması biraz daha yüksek olan mekanlar ile dolu bir sokak.
  • Kungsholmen küçük, ucuz ve sakin barlar ile dolu uygun fiyatlı bir gece hayatı bölgesi.

Direk mekan ismi isteyenler: Berns ve Tradgarden çok katlı gece klüpleri olarak önerilenler arasında.

Biz, Stockholm’de yaşayan iki yakın arkadaşımız ile birlikte pub crawl yaptık. Önce Södermalm’ da Hellströms barda başlayıp, eski şehir merkezinde Stora Nygatan’ da yer alan The Liffey isimli canlı müzik yapılan bir bara, sonra daha geç saatlere kadar açık kalan ender yerlerden biri, Östermalm’da Holländargatan caddesi üzerindeki The Dubliner isimli bir Irish bar’ a gittik. Hepsi de çok keyifliydi. Bir noktadan sonra nereye nereden yürüdük pek hatırlamıyoruz ama sonradan haritadan baktığımızda mekanların çok da yakın olmadığını fark ettik. Lokallerle gezmenin en güzel yanı. Eğer tanıdığınız biri yoksa önerimiz couchsurfing gibi bir siteden gitmeden önce lokallerle haberleşebilir ya da pub crawl turlarına katılmayı düşünebilirsiniz.

Şimdiden keyifli ve eğlenceli seyahatler dileriz efeem..

Leave a Comment

Your email address will not be published. Required fields are marked *