Marmaris’ten Dalyan’a Tekne Turu


Marmaris’te dördüncü günümüzde biraz daha sakin bir yolculuk yapmak ve özellikle araç kullanmaktan kaçınmak adına kendimizi denizlere atmaya niyet ettik. Tam üç gündür durmak bilmeden bir oraya bir buraya giderek bilmem kaç yüz kilometre yol yaptıktan sonra artık tüm gün yatıp, temiz deniz havasını ciğerlerimize doldurmanın zamanı gelmişti. Bunun için de Marmaris’teki onlarca alternatiften Orca teknesi ile Dalyan tekne turu yapmaya karar verdik. Neden Orca’ yı tercih ettik, yazının devamında paylaşacağız.

Marmaris marinadan saat 9:30’da yola çıkacak teknemizde, bir önceki geceden rezervasyon yaptığımız şezlonglarımıza yerleşiyoruz. Dalyan’a tekne ile tıngır mıngır ulaşım 2 saat sürüyor. Biz bu süre zarfında biraz uyur ve güneşleniriz diye plan yaparken, sık sık gelen anonslar ve teknenin yarı nüfusunu oluşturan Arap turistleri eğlendirmek için çalınan Arap müzikleri bu hevesimizi kursağımızda bırakıyor. Yolun yarısında bir anons ile Akvaryum Koyu‘nda 15- 20 dakikalık yüzme molası haberi geliyor. Sıcaktan bunalan tüm misafirler kendilerini can havliyle atıyor sulara. Buraya gelmeden fotoğraflardakine çok benzediği için ‘sanırım’ Fosforlu Mağara‘yı da geçiyoruz ama burası için özel bir bilgilendirme yapılmadığı için kesin konuşmayalım. Yüzme molası ardından tekrar herkes tekneye. Tam güneş kremini sürüp, yayılmaya hazırlanmışken gelen bir anons daha. “Sol tarafımızda Türkiye’nin en büyük deniz üstü ve askeri araçların bulunduğu Aksaz Adası” (tüm kafalar sol tarafa dönüyor) ve “hemen karşısında Yılancık Adası (tüm kafalar sağ tarafa dönüyor). Buraya halk dilinde Yunus Adası da deniyormuş çünkü yunusları görebilme imkanı varmış ama biz çok dikkatli bakmamıza rağmen maalesef göremedik. Gerçi bu bilgi doğru mu yoksa espiri mi pek emin de değiliz. Neyse, sonradan öğrendiğimize göre Aksaz aslında epey geride kalıyormuş ve askeri bu bölgeye yaklaşmak zaten yasakmış. Siz de teknedeki arkadaşlar gibi çok heyecan yapmayın diye şimdiden söyleyelim.

Tekne turu yapmanın en iyi tarafı kara yolundan ulaşamayacağınız birçok koyu görebilme imkanınızın olması. Ama en kötü tarafı da turların genellikle çok gürültülü ve kalabalık olması. Özellikle sabahın erken saatinde başlayan turlarda teknenin dışında bir yer kapmak için koşup, yaklaşık yarım saat sonra güneşten bunalarak gölge bir yere sığınma ihtiyacı da cabası. Bizim bindiğimiz Orca teknesi cüssesi itibariyle aslında tüm kalabalık ve gürültüyü en iyi absorbe eden teknelerdendi. Daha önce yaptığımız turlar ile karşılaştırdığımızda çok daha sakin ve eğlenceli olduğunu bile söyleyebiliriz.

Öğle yemeklerimizi de yedikten sonra, bu iki saatlik tur ardından küçük teknelere geçeceğimiz Delikli Ada‘ya demir atıp, İztuzu plajına nam-i diğer Turtle Beach’e geliyoruz. Caretta Carettaların yumurtalarını bırakabilmelerine çok uygun olan ince kumlu bu plajın batı tarafına teknelerle, doğu tarafına ise Dalyan’dan karayoluyla gidiliyor. Ancak tekne turu en pratik ulaşım aracı olsa gerek, malum kumsal yürüyüş için oldukça uzun ve plaja direkt bir yol olmadığı için dolana dolana 12 kilometrelik bir yol almanız gerekiyor. Tercih sizin.

Kaplumbağa kafesleri bulunan yaklaşık 5 km. uzunluğunda sarı ipek gibi bir kum ve dalgalar nedeniyle hafif bulanmış bir deniz karşılıyor burada bizi. Aldığımız bilgiye göre şezlonglar ücretli ama kum o kadar yumuşak ve konforlu ki havlunuzu serip yatmak daha cazip gelecektir. Muğla Sıtkı Kocaman Üniversitesi tarafından desteklenen ve işletilen bu plajda kafeterya, soyunma, kabinleri, duş, tuvalet olan bir tesis de mevcut. Öğrendiğimize göre, The Times’ın internet sitesinde İztuzu ile ilişkin yapılan değerlendirmede, İztuzu plajı Akdeniz’de ender rastlanan bir yer: çam ağaçlarıyla kaplı bir dağdan nehir ağzına uzanan, bir tek ev, dükkân veya otel görünmediği 4.5 kilometrelik altın kum” denilmiş. Çok da doğru bir değerlendirme.

Bu kumsala Caretta Caretta (Loggerhead) türü deniz kaplumbağaları yumurta bıraktıkları için Mayıs’tan Eylül’e akşam 20.00’den sabah 08.00’e kadar plajdan yararlanamıyorsunuz. Plaj geceleri tamamen kaplumbağalara ve koruyuculara bırakılıyor. Dolayısıyla tekne turu ile gelip de kaplumbağaları görmeyi hayal edenler hüsrana uğruyor.

İztuzu plajındaki 1 saatlik molanın ardından (ki bize yetmedi) tekrar küçük teknelere binerek sazlıkların arasından Dalyan‘a doğru yol alıyoruz.

Bu sırada Orca teknesinde siparişini verdiğimiz mavi yengeçlerimiz hazırlanmış, alüminyum folyoya sarılı bir şekilde kucağımıza bırakılıyor. Hemen nasıl yiyeceğimizi öğrenip başlıyoruz haşlanmış yengecimizi parçalayıp, bütün beyaz etini kemirmeye. Tadı tek kelime ile şahane. Tabii ki bu aperitif karnımızı doyurmak için değil sadece tadına bakmak için. Ama gerçekten gidip bir akşam yemeğinde tıka basa yenilebilir. Istanbul’da porsiyonu 60- 70 TL civarındaymış, burada ise 15 TL. Açıkcası sanırım tek fark sunum, soslar vs. Mavi yengeç, Dalyan’da kesinlikle yenilmesi gereken, bu yöreye özgü olduğu söylenen bir deniz mahsülü, siz de henüz denemediyseniz tadına bakmalısınız.

Biz bu arada yengecimizi parçalamakla o kadar meşguluz ki bir ara teknedekilerin fotoğraf çekmek için ayaklanmasıyla kaya mezarlarının önünden geçtiğimizi fark ediyoruz. Kaunos Kral Mezarlarının hikayesi ise şöyle, eski inanışa göre insanın mezarı ne kadar yüksekte olursa o kadar tanrıya yakın olurmuş ve o yüzden kayalara kazılırmış kralların ve önemli insanların mezarları. O zamanlarda hangi teknik kullanılarak kayalar bu kadar muntazam oyulmuş gerçekten anlamak imkansız. Antik Çağ’da bir liman kenti olan Kaunos, zamanla denizin alüvyonlarla dolmasıyla liman özelliğini kaybetmiş ve bugün sadece teknelerler gidip, karadan yaklaşık 10 dakikalık bir yürüyüş ile ulaşabilirsiniz. Surları ve kuleleri bütünüyle görmek için uzunca bir keşif gezisine çıkılması gerekiyor ama biz sadece uzaktan bakarak birkaç fotoğraf çekebildik.

Ve tam son yengeç bacağını da carettalara afiyet seker olsun diye suya fırlatıyoruz ki Dalyan çamur banyosuna geldiğimizin anonsu yapılıyor. Çamur banyosu için geldiğimiz oldukça güzel dizayn edilmiş bu tesiste çamur havuzu, duşlar, termal havuz, kafeterya mevcut. Ancak çamura bulanmak için baya çaba sarfetmeniz lazım. Çünkü daha çok çamur suyuna benzeyen bir havuza giriyorsunuz. Havuzun dibinden ve duvarlardan avuçlanmak suretiyle aldığınız çamurları kendinize ya da bir başkasına sürmeniz gerekiyor. Sonra çıkıp duş alarak çamurdan arınıp, termal havuza girebilirsiniz. Tesise bireysel giriş 6 TL. ama tur fiyatının içinde olduğu için bize ücretsiz. Buradaki molanın ardından tekrar tekneler, sazlıklar derken kral mezarları, büyük Orca teknesine geçiş ve Marmaris’ e dönüş yolculuğu. Dönüşte artık iyice etkisini kaybeden güneş bize yol gösteriyor ve keyifli bir yolculuk ardından başlangıç noktamıza dönüyoruz.

Marmaris’te bir çok tekne turu var. Uzunyalı ve Marmaris marina boyunca sıralanmış teknelerden bilgi alabilir, güzergahları inceleyebilirsiniz. Ama kesinlikle Dalyan turunu denemenizi öneririz. Diğerleri arasında en kapsamlı, en uzunu ama en ilginci olan bu turun diğer tekne turlarından farkı bizce daha ziyade bir deneyim turu olması. 40 TL vererek birçok yer görüyor, İztuzu plajına ve Dalyan çamur banyosuna ücretsiz giriyor, üzerine öğle yemeğinizi de yiyebiliyorsunuz.

Bu tur için küçük tekneler biraz komisyon koyuyorlar ama sonuçta hepsi yolcularını Orca’ya yönlendiriyorlar. Dolayısıyla bu uzak mesafeye gidebilen tek büyük tekne olan Orca’ya bizim gibi direkt kayıt yaptırabilirsiniz. Unutmadan belirtelim, tüm turlar dilerseniz sizi otelinizden alıp tekrar geri bırakıyorlar. Bütün bu hizmet için ödenen ücret gerçekten de çok hesaplı, bu yüzden tur sonunda yapılan oryantal gösterisinden sonra gönlünüzden ne koparsa bahşiş bırakabilirsiniz.

Günün sonunda “İyi ki yapmışız!” dediğimiz bu yolculuk süresince “İşte hayat!” dediğimiz bir çok an yaşadığımız bu turu ve tertemiz ortamı , güleryüzlü mürettebatı ve keyifli ambiyansı ile Orca teknelerini kesinlikle tavsiye ederiz. Evet başlangıçta biz de biraz isteksizdik zira tüm tekneler genelde çalgılı, çengili, bol gürültülü ve baş döndürücü olabiliyor. Ama bu tur kesinlikle doğru bir tercihti.

marmaris-dalyan-tekne-5

6 Comments

  1. Oldukça açıklayıcı bir yazı olmuş ellerinize sağlık 🙂

  2. Pingback: Amos Antik Kenti | Gezi Kumbarası

  3. Pingback: Günübirlik Keşif: Palamutbükü & Datça | Gezi Kumbarası

  4. Pingback: Marmaris Yol Macerası Vol.1: Selimiye-Bozburun | Gezi Kumbarası

  5. Çok başarılı bir yazı olmuş. Dalyan tekne turunda mavi yengeç mutlaka tadılmalı.

    • Merhaba, kesinlikle katılıyoruz! Hayatımızda ilk defa yedik, başta biraz endişeliydik ama inanılmaz bir lezzetmiş. Bir daha Dalyan’a sırf yengeç yemeye bile gidebiliriz :)))

Leave a Comment

Your email address will not be published. Required fields are marked *