Leipzig, Hamburg- Dresden- Prag- Bremen- Braunschweig’ i kapsayan,  2010′ un son iki günü ve 2011′ in ilk haftası buz gibi bir Almanya seyahati sırasında görme imkanı bulduğumuz bir şehir. Rotamız üzerinde yer alan Dresden’ e gelmeden önce tren, Leipzig’in ana tren istasyonu olan Hauptbahnhof‘ da durduğunda, inip, şehrin karanlık sokaklarında biraz yürüyüp, yemek yiyip ve sıcak bir kahve molası vermeye karar verdik. Açıkcası bu kararı çok spontane verdiğimizden ne ile karşılaşacağımıza dair bir fikrimiz de yoktu ne yalan söyleyelim. Ne bir araştırma yapmış ne de merak edip trenden inince turist bürosu falan aramıştık. Birlikte seyahat ettiğimiz arkadaşlarımızın gazına gelip, atladık trenden platforma. Bir de ne görelim. Bizim adını bile duymadığımız bu şehrin kos kocaman bir garı varmış. Avrupa’nın en büyük tren istasyonu unvanını taşıyan Leipzig tren garı, 1915’te yapılmış ve içerisinde 26 yolcu platformu, alışveriş mağazaları, dükkanlar ve restoranlar bulunan oldukça büyük ve ferah bir gar.

Bu şehre İstanbul’ dan her gün düzenlenen direkt THY seferleri ile rahatlıkla ulaşabilirsiniz. Ama siz siz olun uçakla bile gelseniz garı bir görün deriz.

Leipzig, Goethe’nin Faust’unda “Küçük Paris” olarak tanımlanıyor. Sanatın, tarihin, şiirin şehri. Dar sokakları adeta kartpostal gibi. Geniş meydanları, kilise, anıt, müze dolu, park dolu.

LEİPZİG’ de görülecek yerler

St. Nicholas Kilisesi, bir kısmı Altes Rathaus (belediye binası) ile kapanmış eski pazar yeri, Bach’ın 27 yıl boyunca koro yönetmenliği yaptığı St. Thomas Kilisesi (Thomaskirche), Leipzig Üniversitesi Kulesi (Leipziger Universitatstrum), Mendelssohn’un son günlerini yaşadığı ve hayatını yitirdiği Mendelssohn-Haus, müzeler kompleksi olarak bilinen Grassimuseum, şehrin en ünlü pasajlarından olan Mädler-Passage, Napolyon’un Leipzig Muharebesinde aldığı büyük yenilgiyi anmak için inşa edilmiş (Leipzig Battle of Nations Monument) Uluslar Muharebesi Anıtı, şehrin göbeğinde yer alan Augustus Meydanı’nda bulunan Panorama Kulesi ve seyir terası, şehrin alış veriş caddesi olan Grimmaische Strasse, şehrin ortasından geçen Elsterflutbett Nehri, 360 derece panorama sergisi için Yadegar Asisi görülecek başlıca yerler arasında.

map_of_leipzig

Tabii biz gece karanlığında nerelerden geçtik çok emin değiliz zira birkaç fotoğraf çekmeye çalıştık ama soğuktan ellerimiz donup, titremeye başlayınca kendimizi hemen bir cafeye attık. O yüzden size çok da detaylı bir tur programı ve şehir hakkındaki hissiyatlarımızı yazamıyoruz. Sadece insanın kanını donduracak kadar soğuk olduğunu söyleyebiliriz:)

Leipzig’ e 2 günlük bir hafta sonu kaçamağı yapabileceğiniz gibi bu şehri mükemmel konumu itibariyle Berlin, Dresden, Prag hatta Viyana ve Bratislava’ ya kadar uzanacak rotanıza dahil edebilirsiniz. Hatta kesinlikle dahil edin 🙂

Bu arada Leipzig’ de konaklama için bir çok alternatif mevcutmuş. Öğrenci şehri olduğu için açıkcası couchsurfing de öneririz. Almanlar bu konuda oldukça rahat ve anlayışlı. Kendilerinin de çok fazla kullandığı bir konaklama sistemi olduğu için, diğerlerine de yardımcı olmaya çok açıklar. Couchsurfing’i henüz duymamış olanlar için anlatalım. Bu ücretsiz bir platform. Üye olup kendinize bir hesap açıyorsunuz. Gideceğiniz yerde yaşayan, bir zamanlar yaşamış olan ve hesabı olan kişilerle irtibata geçip onlardan bir gecelik konaklama talep edebiliyorsunuz. Bu konaklama şanlıysanız bir oda, daha az şanslıysanız ise yerde bir uyu tulumu şeklinde olabilir. Ama önemli olan sistemi suistimal etmeden, gerçekten ihtiyacınız varsa kullanmanız ve konaklama yaptığınız kişileri mağdur etmemeniz. Yani beleş yatak mantığıyla işi abartıp “Bir hafta sende kalabilir miyim, hoş çalışıyorum bütçem var ama bedava bilmem ne baldan tatlıdır.” hesabına hiç girmeyin. Çünkü çok fena terslenirsiniz 🙂

Hava nasıl oralarda? diye merak ediyorsanız, tipik Alman havası. Kışın oldukça soğuk ve sert. En güzel dönem bahar olacaktır. İlkbaharda rahat rahat dar, şirin sokaklarda yürümenin keyfine varabilir, sonbaharda ise kızıl, sarı ağaç yaprakları ile bezeli hoş fotoğraf kareleri yakalayabilirsiniz. Ancak tabii ki kışın her yer daha az turistik olduğu için konaklama ve uçak fiyatları da yaz aylarına göre daha makul oluyor. Bu turda da olduğu gibi birinden birini seçmemiz gerektiğinde (konfor vs bütçe) biz hep en ekonomik olan kış seyahatlerini tercih ettik zira o dönemler öğrenciydik 🙂

Leipzig’ de görülecek yerler birbirine yakın ve dolayısıyla yürüyüş mesafesinde. Ancak bisiklet ile bu şehirde dolaşmak ve şehrin ara sokaklarını keşfetmek de harika olur. Bu arada bu küçük şehirde azımsanmayacak sayıda insan yaşıyor. Gelir seviyesi yüksek olsa gerek çünkü alışveriş caddelerinde yer alan mağazalarda hep lüks markalar. Kaliteli bir grup orta yaşlı insan yanında öğrenci sayısı da haliyle fazla. Bu durumu gece karanlığında bile mekanların doluluğunu gördüğümüz de anlamıştık.

Bir dahaki sefere yapacağımız Almanya seyahatimizi kesinlikle bahar aylarına denk getirip, bol bol güneşli fotoğraflar çekebileceğimiz sıcacık bir gezi hayal ediyoruz. O zamana kadar kalın sağlıcakla 🙂

Leave a Comment

Your email address will not be published. Required fields are marked *