İstanbul Lezzet Keşfi: İstanbulluların Bile Bilmeği Yerler


Çok iddalı bir giriş yapmış olabiliriz. Ama bizim duyunca “Orası nerede ki?” dediğimiz bu yerleri gurmeler ve ağzının tadını bilen güzide insanlar haricinde bir çoğumuz bilmiyoruz. Belki “aa görmüştüm” ya da “Peh ben burada yemiştim ki” deyip burun kıvırabilirsiniz. Ama siz azınlıktasınız bilesiniz.

Evet, biz de yıllar önce kendimizi fastfood ağında ya da franchise lokantalar zincirinde kaybettik. Pişman? Hmm pek değiliz aslında ama buralara daha önce gitmediğimiz için ayıp bize! İtiraf ediyoruz: yemek düşkünü olmadığımız için pek bir yeni lezzetler, otantik yemekler peşinde de değildik. Ama insan bi anda kendi yaşadığı şehre turist kalınca “bi dakka!” diyor. Genellikle salaş ve en popüler yemek yerleri listelerinde belki de olmayan bu lokanta/ dükkan/ masalar (metrekareyi nasıl küçülteceğiz bilemedik) gizli kalmış ve keşfedilmeyi de aslında hiç beklemiyor. Ama biz tüketim toplumu olarak yeme içme yerinde bile arayışa girdiğimiz için, karşımıza bazı adlar çıktı. İstanbulluların çoğunun bilmediğini düşünerek, biz öğrendik sizinle paylaşalım deyip işte bu yazıyı hazırladık. Doymaya ama gerçekten doymaya hazır mısınız?

Sirkeci: Filibe Köftesicisi

1893 yılından bu yana Balkan köftesi yapan mekanda lezzetin bu kadar iyi olmasının başlıca nedeni 40 yıldır aynı ustanın köfteleri hazırlamasıymış. Tabii köftenin yanına piyaz ve turşu da iyi gider.

Karaköy: Nato Lokantası

Aslında yeri çok kolay am bir şekilde o çığırtkan çiğ köftecinin olduğu sokak gibi hareketli değil bu sokak. İyi ki de öyle.. Neyse, bildiğimiz esnaf lokantası. Avantajı merkezi konumu.. Et yemekleri özellikle tavsiye edilir.

Karaköy: Köfteci Sami Usta

Karaköy Katlı Otoparkı’nın yakınındaki köfteci, köfteci. Evet, ama farklı Karaköy gibi esnaların kol gezdiği işlek bir bölgede en eskilerden olması..

Süleymaniye: Kurufasülyeci Erzincanlı Ali Baba

Tarihi muhitte kuru fasulye yiyip, bir zamanlar sokaklardan asil zadelerin at arabalarında geçtiğini düşünmek büyük tezat. Ama lezzet net!

Fatih: Karadeniz Pidecisi

1957 yılında kurulan pidecide, açı, kapılı pide çeşitlerinden özellikle Trabzon peynirliyi denemelisiniz. Tirebolulu Mehmet Yazıcı’nın açtığı tarihi pidecinin iddası senelerden beri süre gelen aynı lezzete sahip olması..

Fatih: Sur Ocakbaşı

Fatih Kadınlar Pazarı’ndaki ocakbaşı ete ve çiğ köfteye doyacağınız bir yer…

Ümraniye: Nur Abla Karadeniz Sofrası

Ümraniye Tepeüstü’nde sıra sıra pideciler dizilidir. Ama nedense Nur Abla dikkati çekiyor. Nedeni de Karadeniz’in o enfes kurufasülye, muhlama, pazı sarma gibi yemeklerini İstanbul’a sanki oralardaymışız hissi veren lezzetiyle getirmesi.

Sultangazi: Gazi Kanatçısı

Sultangazi’deki kanatçı bir geleni bir daha getirtiyormuş.. Biz daha gidemedik ama listemizde..

Kadıköy: Aka Islama Köfte

Kadıköy Çarşısı’nın girişinde yer alıyor. Kadıköy’de köfte denince ilk akla gelenlerden kendisi.. Acılı ezme sosu ile Tekirdağ köftesini aratmayan lezzete ortak olmalısınız..

Kadıköy: Yanyalı Fehmi Lokantası

Kadıköy Rıhtım’da yer alan lokantanın aşçısı Bolulu Hüseyin Efendi. Kendisi saray aşçısıymış.. 1900lerde Fehmi Efendi’nin açtığı mekana yolunuzu düşürün deriz..

Kadıköy: Fayton Lokantası

Cuma ve Cumartesi akşamları canlı müziğin olduğu mekanın köftesi ve mezesi meşhur. Adını eskiden fayton atölyesi olmasından almış.. Adı bulma konusunda çok sıkıntı çekmemişler ama siz yer bulmada biraz zorlanabilirsiniz. Çünkü küçük bir kapasitesi var.

Kadıköy: Balıkçı Lokantası

Rasimpaşa Mahallesi’ndeki lokanta taze balıklarıyla bilenlerin müdavimi olduğu bir balıkçı

Kadıköy: Borsam Taşfırın

Adının taşfırın olması yanıltmasın. Fırın değil lahmacuncu.. Tam köşede yer alan konumuyla herkesin önünden geçtiği ama çoğumuzun farketmedi bir yer. Ayaküstü misali dükkanın önündeki bar taburelerinde lahmacun ve ayran.. Hmmm tek kelime ile harika!

Adres: Caferağa Mahallesi, Güneşli Bahçe Sokak, No: 22, Kadıköy

Beyoğlu: Mandabatmaz

İstiklal Caddesi’ndeki türk kahvecisi eski usül kahve yapmakta ısrarcı. İyi ki de öyle!

Beşiktaş: Beşiktaş Kaymakçısı

Kaymakçı yazılır mı demeyin. Hep et nereye kadar. Üstüne tatlı iyi gitmez mi? Mesela sıcak ekmek üstüne şöyle mis gibi bi kaymak… Tamam acıktık artık fark ettik. Tatlı kapatalım mevzuyu dedik.

Leave a Comment

Your email address will not be published. Required fields are marked *