İstanbul’da ‘Schengen Vizesi’ Macerası


Annem ve babamı Avrupa seyahatine çıkmaya ikna ettikten kısa bir süre sonra annem için Schengen vizesi için gerekli belgeleri toplamaya başlıyoruz zira babamın hali hazırda Fransa oturumu olduğu için herhangi bir işlem yapmamıza gerek yok. Ancak bu vize alma prosesi annem için her zaman bir olaylar silsilesi şeklinde geliştiğinden, bu macerayı annem gibi “schengen vukuatlıları” için yazmaya karar verdik.

Öncelikle Fransa için gereken vize evraklarını bir bir toplamaya başlıyoruz. Annem bir iş veren ve aynı zamanda sahibi olduğu şirketin çalışanı, İstanbul Üniversitesi Felsefe uzaktan eğitim 3. sınıf öğrencisi ve hemen hemen her anne gibi emekli. Schengen vizesi için gerekli evrak listesini incelediğinizde bu saydığımız her bir statü için ayrı ayrı dökümanlar talep ettiklerini göreceksiniz ama biz ne olur ne olmaz diyerek her kategoride yer alan evrakları kocaman bir dosya olacak şekilde toparladık. Buna öğrenci belgesi ve transkriptten tutun da, emekli kartı fotokopisine, imza sirküleri, vergi levhası ve faaliyet belgesi gibi iş veren evraklarından tutun da, çalışanlar için işveren dilekçesine kadar -ki bu dilekçe kendi kendisine yazdığı bir mektup aslında- ne var ne yok dosyamıza koyduk. En son olarak otel ve konaklama rezervasyonu çıktıları ile tapu, ruhsat, kira sözleşmesi gibi gelir gösterir belgeleri de ekledikten sonra artık rahat bir nefes alıp randevu günümüzü beklemeye başladık. Vize için neler gerekiyor uzun uzadıya yazmayalım ama kısaca kimsiniz, ne kadar geliriniz var, neden gidiyorsunuz, dönecek misiniz yoksa oralara gidip bir daha yurda adım atmamayı mı planlıyorsunuz buna bakılıyor.

Vfs Global, sanırım tüm AB üye ülkelere vize başvurusu yapabildiğiniz bir ofis. Yeri ise Harbiye’de ancak Anadolu yakasında da bir tane ofis açmışlar, dilerseniz oradan da işlem yaptırabiliyormuşsunuz (uff Almanca gibi ne uzun bir kelime oldu 🙂 ). Biz Anadolu yakasında oturmamıza rağmen, ayağımız alışmış olacak kalktık Harbiye’ nin yolunu tuttuk.

İçeriye girerken bir numara alıp beklemeye koyuluyorsunuz. Numaranız ilk yandığında evrak teslimi yapıyorsunuz, ikinci yanışında Euro olarak ücret ödemesi (TL kabul etmiyorlar), son yanışında ise parmak izi verip çıkıyorsunuz. Proses güzel tasarlanmış olduğu için hiç karmaşa yaşamıyorsunuz ve dil bilmeseniz bile sıkıntı çekmiyorsunuz. Ancak burası sadece sizinle konsolosluk arasındaki bir ara yüz. Henüz evrakları teslim ettiniz ancak vize verildi mi verilmedi mi bu aşamadan sonra belli oluyor. Fransa için bir haftayı bulabiliyor cevap almanız ancak biz 3 gün sonra şansımızı deneyip bir arayalım dedik.

Tabii ki annemi “eksik evrak bahanesiyle diyeceğim” Konsolosluk mülakatına çağırdılar. İstenilen evraklar zaten vfs’ ye teslim ettiğimiz evrakların aynısı. Tekrar “güncel” banka dökümü -ki bir öncekini alalı sadece 1 hafta olmuştu-,  işveren yazısı -yine antetli kağıda annem anneme tatile gidebilir diye mektup yazıyor-, hizmet dökümü, bu sefer ilave bir de tam vukuatlı nüfus kayıt örneği için yollara dökülüp neredeyse 1,5 gün süren işlemlerden sonra, Taksim’ de yer alan Fransa konsolosluğuna görüşmeye gidiyoruz.

Neden emin olamadılar, neye güvenemediler bilinmez ama annemin gül cemalini görmek için sabah 6′ da kalkıp yollara dökülmeye ve biraz daha banka- belediye binası arasında uğraşa layık gördüler bizi.  İçeride işlem 10 dakika sürüyor ve 3 ile 5 arasında Vfs’ den pasaportumuzu alabileceğimizi söylüyorlar. Bu arada anneme içeride sorulan ilginç sorulardan bir tanesi, vukuatlı nüfus kayıt örneğine bakıp “Kızlarınız evlenmiyor mu?” sorusu. Sebep? Bilinmez. Sanırım memur evlenmek için yaşımızın geçtiğini düşünenlerden shshs..

Sonuç? Mutlu son. Annemin de artık 3 ay geçerli bir Schengen vizesi var ve o yolculuk için çoktan alışveriş yapmaya başladı bile.

Bu yazıyı yazmamızın nedenlerinden bir tanesi, ilk defa vize alacaklar için birkaç tüyo vermek. Eğer kendi başınıza halledemeyeceğinizi düşünüp bir acentadan yardım almak istiyorsanız siz bilirsiniz. Ama önce şu soruyu bir düşünün: Acentalar ne yapıyor? Sadece sizin yerinize Schengen formunu dolduruyor ve randevu alıyor ama yine gereken evrakları kendiniz topluyorsunuz. Mülakata çağrıldınız, kendiniz gidiyorsunuz. Parmak izi vereceksiniz, kendiniz gidiyorsunuz. Yani boşu boşuna acentalara para ödüyorsunuz. Kaldı ki acenta ile başvuru yaptınız diye vize alacağınızın da garantisi yok. Daha önce yine annemin başına gelen vukuatlı bir vize sürecinde aracı kurum (ki deneyimli bir tur şirketi) sigortayı uçuş tarihlerine göre yapmadığı için red verilmişti. Bu yüzden açıkcası kendi işinizi kendiniz çok da güzel halledebilirsiniz.

  • VFS internet sitesinde başvuru formunu çıkartıp ingilizce bilen bir yakınınız ile doldurun. İngilizce bilen kimse yok mu? O zaman VFS ofisine randevu saatinizden 1 saat önce gidin ve çok cüzi bir ücret karşılığı ofiste çalışanlardan destek alın. Vfs’ nin böyle bir hizmeti var.
  • İnternetten otel ve uçak bileti rezervasyonu yaptırın. Biz bunun için Türk Havayolları ve Booking.com’u tercih ediyoruz. E-mailinize gelen onayın çıktısını alıp dosyanıza koyun. Printer’ınız yoksa, VFS ofisinden 1 TL karşılığı çıktı alabilirsiniz.
  • Biyometrik fotoğraf çektirin. Unutmayın her ülkenin farklı ölçülerde biyometrik fotoğraf talebi oluyor. Fotoğraf çektirirken kesinlikle hangi ülkeye gideceğinizi fotoğrafçıya söyleyin ki o da bilmiyorsa internetten ölçüleri kontrol etsin. Eğer zamanınız ve yahut yakınlarda bir fotoğraf stüdyosu yoksa, VFS ofisinde yer alan makinelerde şipşak fotoğraf çektirebilirsiniz.
  • İstenilen tüm belgeleri tamamladıktan sonra, VFS sitesinden randevu alın ve vize ücretini euro olarak cüzdanınıza koyduktan sonra işlem tamam. Bundan sonra geriye sadece dosyanızı içeriye teslim etmek kalıyor. Bu arada, diyelim randevunuz erken saatte ve euro temin edemediniz. Sıkıntı yok. Harbiye’de sıra sıra dizilmiş döviz büroları mevcut. Yol üzerinde TL’nizi Euro’ya çevirerek VFS’ye geçebilirsiniz.
  • Schengen vizesi ile ilk giriş yapacağınız ülke, mümkünse Fransa olmasın. Genel geçer bir bilgi: Fransa her zaman en sıkıntılı ülkelerdendir! Önce bir hafta sonu Bulgaristan’a gidin. Baktınız vizenizin daha süresi var, alın bir bilet İstanbul’dan hop Fransa’ya geçin. Daha rahat edersiniz..

Ancak baştan beri dediğimiz gibi, özellikle son zamanlarda, malum Türkiye’nin içinde bulunduğu politik durumlardan dolayı vize almak eskisine nazaran bir miktar daha zorlaştı. Kimlere vize verilmiyor, kimlere veriliyor sorusunun cevabı ise bizde yok. Misal, geçen gün hali vakti yerinde, neredeyse 10 yıldır uluslararası ve Türkiye’nin önde gelen şirketlerinden birinde müdür olarak çalışan bir arkadaşıma Avustralya vizesi verilmedi. Sebep ise Türkiye’ nin mevcut durumundan dolayı, gidip geri dönmeyeceği riski gösterilmiş. Gören de iltica ediyor zanneder. Belki de bekar ve genç olmasından dolayı gidip oralarda evlenecek diye düşündüler. Ya da yüksek lisans mezunu olduğu için gidip orada iş bulup gelmez diye düşündüler. Belki de ekonomik durumu yerinde diye gidip yerleşecek diye düşündüler. İnanın hiç bilemiyoruz. Eskiden bu koşulları sağlayanlar şipşak vize alırken,şimdilerde genç, ekonomik durumu yerinde, tahsilli olanlar birer birer red alıyor. Bunun yanında iş için vize alanlar tabii ki daha şanslı. Ama orada da bir olasılık söz konusu. En ufak bir eksik evrak bahane edilerek vize verilmeyebiliniyor. İngiltere’ye iş için gidecek bir arkadaşım, zamanında vize çıkmadığı için toplantıya yetişememiş dolayısıyla seyahatten vaz geçmişti. Onun durumunda da evrak sıkıntı değildi ama 3 hafta önce vizeye başvuru yapmak da yeterli olmamıştı ki bu süre aslında tavsiye edilen bir süre, biliyorsunuz.

Özetle demek istediğimiz, Schengen vizesi almak bakkaldan ekmek almak kadar kolay bir işlem. Ama bakkala gidersiniz, ekmek bitmiştir. Bakkala gidersiniz cüzdanınızı evde unuttuğunuzu fark edersiniz. Bakkala gidersiniz, bakkal amca sizin tipinizi beğenmez ekmeğim yok der. Bakkala gidersiniz bakkal kapanmıştır. Yani bakkala ekmek almaya gittiniz diye eve ekmekle döneceğinizin garantisi yoktur. Değil mi shshs..

Aslında size tavsiyemiz ortalık sakinleşene kadar, bırakın Avrupayı gezmeyi biraz da vizesiz ülkelere seyahat edin. Yani ekmek yerine biraz da pasta yiyin shshs.. Dünya’da 195 ülkeden 95’i Türkiyeden vize istemiyor.

 Ama tercih sizin..

Leave a Comment

Your email address will not be published. Required fields are marked *