Scroll to Content

RİGA Ekonomik Gezi Rehberi

Arnavut kaldırım kası yapmaya hazır mısınız?


Küçük olmasına rağmen Baltıklar’ın en büyük şehri ve 1991 yılında SSCB’den ayrılarak bağımsızlığını ilan eden Letonya’nın başkenti Riga. Vilnius yazımızdan hatırlarsınız: Estonya, Letonya ve Litvanya halkı 23 Ağustos 1989 tarihinde Tallinn, Riga ve Vilnius arasındaki 600 km. yol boyunca el ele tutuşarak bir zincir oluşturup şarkı söyleyerek eylem yapıyor ve Dünya’ya bu şekilde bağımsızlık isteklerini duyuruyorlar.

Kültürel, sanatsal ve finansal açıdan ülkenin gururu olan Riga, Daugava nehrinin kenarına 1200 yılında kurulmuş.

Yılbaşında ve Noelde çam ağacı süsleme geleneği ilk defa Riga’da başlamış. Hikayeye göre; eskiden burada Kara kafalılar denilen bekar yabancı tüccarlar loncası varmış. Bunlar yılbaşında ormandan çam ağacı kesip yakarlarmış. Bir gün öyle büyük bir çam ağacı kesmişler ki bunu yakamamışlar ve meydanda bırakıp ne yapsak diye düşünmeye başlamışlar. Büyük çam ağacı orada oynayan çocukların çok hoşuna gitmiş ve süslemeye başlamışlar. Loncalarından çıkan kara kafalılar da bu süsleme işini çok beğenmişler ve benimsemişler. Bundan sonra çam ağaçlarını yakmayalım süsleyelim demişler. O gelenek bugüne kadar devam etmiş.

RİGA’ YA ULAŞIM: RİGA’YA NASIL GİDİLİR?

Havayolu ile: İstanbul’dan Riga’ya THY direkt uçuşları Atatürk Havalimanı’ndan 3 saat sürüyor olacak. Biz Vilnius’ ten araç kiralayarak Riga’ ya geçtiğimiz için havaalanı tecrübemizi paylaşamıyoruz ancak kendinizi kaybedecek kadar büyük bir havaalanı olmayacağını düşünüyoruz.

Karayolu ile: Riga’ ya dilerseniz Eurolines otobüsleri ya da araç kiralayarak komşu ülkelerden rahatlıkla ulaşabilirsiniz. Biz Vilnius’ten önce 40 dakikalık uzaklıkta yer alan Trakai’ ye uğradık, sonra da hiç durmadan Riga’ ya 4 saatte vardık. Bu arada daha fazla zamanı olanlar Trakai’ den 1- 1,5 saatlik bir mesafede yer alan eski başkent Kaunas’ a gitmeliler.

RİGA ŞEHİR İÇİ ULAŞIM? 

Riga Uluslararası Havalimanı’ndan (Starptautiska Lidosta Riga) şehir merkezi 22 numaralı otobüs ya da airport express shuttle’ları ile 40 dakika sürüyor. Taksi ise 12-15 euro civarında tutuyor. Şehir içinde taksi kullanmak isterseniz Panda taksi olarak adlandırılan ve diğerlerine göre daha ucuz olan pre-order taksileri tercih edebilirsiniz.

Şehir içinde troleybüs, otobüs, taksi, tramvay mevcut. Bu troleybüsler iyi hoş da maalesef adam gibi bir gökyüzü fotoğrafı çekemiyorsunuz, başınızı bir kaldırıyorsunuz her yer kablo. Sanki kafesin arkasından gökyüzüne bakar gibi hissettiriyor. Neyse biz konumuza dönelim. Şehir merkezinde görülmesi gereken önemli turistik noktalar birbirine yürüyüş mesafesinde olduğu için genel olarak yürüyerek de bu şehri keşfedebilirsiniz.

RİGA’ DA KONAKLAMA: RİGA’ DA NEREDE KALINIR?

Baltıklarda genel olarak en fazla tercih edilen yöntem aslında couchsurfing veya hostel konaklaması. Ancak biz ailece tatil yaptığımız için ortak banyo-tuvalet, başkasının evi, 12 kişilik yatakhane gibi alternatifleri eledik, biraz daha fazla ücret ödeyip bir daire kiraladık. Biraz daha fazla ücret derken bir gece için 50 euro’dan bahsediyoruz, yani o kadar da fazla değil 🙂 Kaldığımız Latvia Appartment adındaki bu tesis, Esplanade parkının hemen yanında, sky bar’ ı ile ünlü Radisson Blu otelinin hemen karşısında yani doğal olarak şehir merkezine yürüyüş mesafesinde yer alan süper lüks bir daireydi. 2 tane ebeveyn banyolu yatak odası, bir TV odası ile oldukça modern dizayn edilmiş, temiz, ferah, içinde at koşturabileceğiniz kadar da geniş bir daireydi. Allah sahibine bağışlasın cinsinden 🙂 Tek kötü yanı ise özel otoparkının bulunmayışı ki bu bize 12 saate kadar 9 euro’ ya park edebileceğimiz EuroPark aramak için 1 saat kaybettirdi. Çünkü aksi takdirde eğer cadde üzeri park ederseniz yarım saati 3 euro!

RİGA’ DA KESİNLİKLE YAPILMASI GEREKENLER?

Latvian National Opera‘ da opera izleyin. Maalesef bizim Riga’ da kalacağımız gün hiçbir etkinlik yoktu.

Sky Line Bar: Radisson Blu Elizabete Hotel otelin çatısında bulunan mekanda bir şey içmenizi ve şehir manzarasını izlemenizi öneririz.

Gitmeden önce Riga This Week linkine bir göz atın.

Pilsetas Kanalı üzerinde tekne turu yapıp, kanalın hemen ortasındaki aşk köprüsünde kısa bir mola verebilirsiniz.

Hava durumuna göre Esplanade ParkıVermanes Parkı ya da Bastejkalns Parklarından birinde piknik yapabilirsiniz. Avrupa’dan da alışık olduğunuz gibi Baltık coğrafyasında da parklar inanılmaz güzel bir peyzaja sahip arkadaşlar. Gerçekten adamlar bu peyzaj olayını yalamış, yutmuş. Biz daha yeni yeni bir iki çiçek ekmeye başladığımız parklarımızla övüneduralım, diğer milletlere “burun kıvıran” Türk vatandaşlarımızın değişiyle, “elin Litvanya’lısı Letonya’lısı bile” evinin dibinde, bizim ancak kartpostallarda görebileceğimiz türden bahçelerde yürüyüş yapıyor, koşuyor, piknik yapıyor, en kötü kitap okuyor. İtiraf edelim, çok kıskandığımız manzaralardan..

RİGA’ DA NE YENİR? NE İÇİLİR?

  • Herring yani Ringa balığı, Salmon yani Somon ve Smoked Fish (Balık füme)
  • Rye Bread yani çavdar ekmekleri ki biz bir iki paket fazla alıp eve de getirdik 🙂
  • Grey peas: Bezelye hatta özellikle Bezelye çorbası

Tipik Letonya yemekleri için Ortodoks Katedralinin yanında yer alan ünlü Lido lokantası ya da Wagnera caddesindeki  “Dada” Moğol lokantası en fazla tavsiye edilenlerden. Kahvaltı için ise pancake severlere öneriler; Vilhems Pankukas.

Ala, Magic BalsamRozengrals* (yer altında mumlarla aydınlatılmış bir Ortaçağ restoranı), Livonija ve Melnie Muki diğer tavsiye edilen yerler.

Key To Riga:  Riga katedralinin karşı köşesinde yer alan restorana önceden rezervasyon yaptırmanızı öneririz. Püre ile birlikte servis edilen krem sosunda boğa testisi, kurbağa bacağı, çeşitli deniz böcekleri, geyik eti, ördek eti gibi değişik tatları denemeyi sevenler için öneririz.

Neiburgs Restorant: Şehir merkezinde, aynı isimli otelin altındaki şık restoranda hafta içi öğlen saatlerinde (11-15 arası) uygun ve lezzetli lunch menülerini deneyebilirsiniz.

Riga’ da deneyebileceklerinizden en meşhuru çeşitli baharatlar ve bitkilerle hazırlanan ve shot olarak içilen “Black Balsam” içkileri. Soğuk algınlığı ve çeşitli rahatsızlıklara iyi geldiği iddia ediliyor. Rus Kraliçesi Katerina’nın bile rahatsızlandığında bu içkiden içtiği söyleniyor. Alkol oranı çok yüksek olduğundan kahve ve değişik içeceklerle karıştırıp içiyorlar.

RİGA’ DA ALIŞVERİŞ: RİGA‘ DAN NE ALINIR? 

Riga’ dan özellikle ne almalıyım diye soranlar için Vilnius için verdiğimiz cevabın aynısını veriyoruz: Amber (kehribar) taşından yapılan herhangi bir şey. Ayrıca yukarıda bahsettiğimiz Black Balsam’ı da alkol sever tanıdıklarınız için hediyelik olarak tercih edebilirsiniz.

Central Market Zeplin Hangarları (Centraltirgus Market): Doğu Avrupa’ nın en büyük ve en eski pazar yerlerinden birisi. Eski zeplin hangarlarını 1930 yılında kapalı pazar yerine dönüştürmüşler. Taze meyve sebze alışverişi yapabileceğiniz oldukça lokal bir yer. UNESCO Dünya Mirasları listesinde yer alan bu market dev zeplin hangarlarından oluşan ilginç mimarisi ile ihtişamlı bir yapı.

Berga Bazar: Riga’nın en büyük pazarlarından Berga Bazar’da her şeyi bulabilirsiniz.

Riga Latgalite Market: Bit pazarı sevenler için tavsiye ederiz.

Berga Bazars: Hemen hemen her şeyi bulabileceğiniz bu pazara gitmişken, çok yakınında genel olarak Art Nouveau Mahallesi olarak anılan ve örnekleri UNESCO KÜLTÜR MİRASI listesinde de yer alan Alberta, Strelnieku ve Elizabetes caddelerine de uğramalısınız.

RİGA ŞEHİR TURU

Şehir merkezinde görülecek her yer yürüyüş mesafesinde ve Riga’ nın turistik bölgesi genel olarak şehrin en uzun ana caddesi olan Brivibas Bulvarı‘ nın etrafında yer alıyor. Her sabah 11.00 ve 12.00’de St. Peter’s Kilisesi’nin önünden hareketle ücretsiz şehir turuna katılabilir ya da bizim aşağıda önerdiğimiz rotayı takip edebilirsiniz.

Turumuza Esplanade park ile Radisson oteli arasında turistik güzergahın biraz dışında yer alan ancak oldukça gösterişli bir kilisesi olan Riga Rus Ortodoks Kilisesi (Riga Nativity Orthodox Cathedral)’ den başlıyoruz. Şehir merkezine doğru yürürken elinde 3 tane yıldız tutan kadın heykelinin (Milda) yer aldığı Özgürlük Heykeli (Monument of Freedom)’ ni görüyoruz. Parkın sonundan sağa döndüğümüzde bizi Barut Kulesi (Powder Tower) içinde yer alan Letonya Savaş Müzesi (Latvia War Museum ~Kara Musejs) ile başlayan Torņa sokağı boyunca Jacob’ s Barracks adındaki barakaları ve hemen karşısında şehir surları az ilerisinde de artık eski şehir bölgesine giriş yapacağımız küçük geçit (Sweedish Gate) karşılıyor. Trokšņu iela sokağını sonunda Barricades Memorial anıtının olduğu St. James’s Cathedral‘ i görüyoruz. Üzerinde bulunduğumuz Jēkaba iela sokağı bizi doğruca Katedral Meydanına ulaştırıyor ancak biz Mazā Pils iela sokağından girip önce Riga’ nın yanyana dizilmiş en eski üç evi olan  Üç Kafadarlar Evi (3 brothers house)’ u fotoğraflamaya gidiyoruz. Buradan dilerseniz Riga Kalesi (Riga Castle)’ ne devam edebilirsiniz ya da aynı yoldan katedral meydanına devam edebilirsiniz. Meydanın köşesinde sessiz sedasız duran Riga Bourse Sanat Müzesi (Rīgas Birža) ve tüm heybetiyle meydanı domine etmiş Riga Dome Katedrali (Dome Cathedral)’ ni gördükten sonra şehir merkezine (Town Hall) geçiyoruz. Dome Katedrali’nin yakınındaki eski şehrin en keyifli sokaklarından biri olan ve bir çok sinema filmine ev sahipliği yapmış Riga Jauniela‘ yı geçerek, meydanda restorasyon çalışması devam eden, Riga’nın 800. kuruluş yıldönümü için aslına uygun olarak restore edilmiş görülmeye değer binalardan Riga Karakafalılar Binası (House of the Blackheads)’ nı, Letonya’nın İşgali Müzesi (Museum of the Occupation of Latvia) ve Letonya silahşörleri anıtını (Monument to the Latvian Riflemen), Riga Belediye binası (City Hall ~Rigas Dome) ve Roland Heykeli (The statue of Roland)’ ni görüyoruz. Ardından Bremen mızıkacıları anıtı ve arkasında yükselen St. Peter’s Church ve karşısında da St. John’ s Church geçerek şehrin turistik ikonlarından biri haline gelmiş tepesinde 2 küçük kara kedi heykeli bulunan Kedi Evi (Cat house)’ ni görmek üzere eski şehir merkezinin dar sokaklarını arşınlıyoruz.

Hadi başlayalım:

Riga Rus Ortodoks Kilisesi1800’lü yıllarda yapılmış, şehirdeki en güzel dini yapılarından birisi bu kilise. Özellikle hafta sonu bir ayin sırasında ziyaret etmenizi tavsiye ederiz.

Özgürlük Heykeli (Milda) (Monument of Freedom)Letonya’nın bağımsızlığını ilan etmesiyle 1935’ te dikilmiş. 3 yıldızı havaya kaldıran Milda adındaki bronz kadın heykelinin üzerinde “vatan” ve “özgürlük” yazıyor.

Bu 3 yıldızın, kimileri tarafından Estonya, Letonya ve Litvanya’ yı temsil ettiğine inanılıyormuş. Başka bir kaynağa göre ise bu 3 yıldız; Letonya’ nın üç tarihi bölgesi Kurzeme, Vidzeme ve Latgale’yi simgelemektedir.

Pilsetas Kanalı: Bir çok Avrupa şehrinde olduğu gibi nehir, köprü, kilit üçlemesinin bir değişiği burada da mevcut. Aşıklar aşkları daim olsun diye dilek diledikleri asma kilitleri buradan nehre atıyorlarmış. Nehir olan her şehirde kilit olmak zorunda değil mi?! 🙂

Özgürlük Heykeli ve Pilsetes Kanalı

Jacob’s barracks: Torņa Street üzerinde sıra sıra dizilmiş kırmızı çatılı ve günümüzde hemen hemen hepsi bar ya da restoran olarak kullanılan evlerin olduğu kısım. Bu barakalar 18. yy’ da şehir savunması için inşa edilmiş. Birçok restorasyon ardından evler bugün modern ve eski şehir merkezi arasında adeta bir sınır çiziyor. Aynı sokakta, barakadan bozma bu binaların karşısında Sweedish Gate ve Powder Tower yer alıyor.

Şehir Surları (Sweedish Gate): Riga’da eski zamanlardan kalan şehir surları ve surların içinde Sweedish Gate adındaki orijinal formunda korunan tek şehir kapısı.

Letonya Savaş Müzesi (Latvia War Museum ~Kara Musejs) & Barut Kulesi (Powder Tower): Letonya’nın en eski müzelerinden biri olan Letonya Savaş Müzesi, 1916 yılında Tüfek Müzesi olarak kurulmuş ve Powder Kulesi’ nde bugünki hali ile yer almaya başlamış. 14. yüzyılda şehri korumak için inşa edilen duvarların aralarındaki 18 adet kuleden günümüze kadar ayakta kalabilen tek kule Powder Tower‘dır. Geçmişte barut deposu, cezaevi ve hatta işkence binası olarak hizmet vermiş. Savaş müzesinde silahlar, fotoğraflar, belgeler, madalyalar ve askeri üniformaları da görmek mümkün.

Letonya Savaş Müzesi

St James’s Katedrali (St. James’s Cathedral): Daracık arnavut kaldırımlı Trokšņu iela adlı sokağı bitirdiğinizde önünde Barricades Memorial anıtının olduğu şehrin simgesi haline gelmiş kiliselerden St. James’s Cathedral‘ i görüyoruz. Üzerinde bulunduğumuz Jēkaba iela sokağı bizi doğruca Katedral Meydanına ulaştırıyor. Burası da şehirdeki birçok katolik katedralinden biri.

3 Biraderler Evleri (The three brothers): Sovyet işgali esnasında yıkılmış ve 1990’larda yeniden yapılmış olan bir bina. Benzerini Stockholm’de de görebilirsiniz. 17, 19 ve 21 nolu evler Riganın Ortaçağ’dan bugüne kadar gelebilen evlerini temsil ediyor.

Three Brothers House

Riga Kalesi (Riga Castle): Eskiden üs olarak kullanılan bu kale günümüzde Letonya Cumhurbaşkanı’nın ofisi olarak hizmet veriyor.

Eski Şehir Merkezi (Old Town): Unesco Dünya mirasları listesinde yer alan eski şehir merkezi arnavut kaldırımlı taş sokakları, sevimli kafe ve restoranları ile dolu dolu bir yer. Özellikle Art Nouveau tarzı mimarinin baskın olduğu bölgede, çiçek motifli ve insan figürlü desenleriyle süslenmiş binalar dikkatimizi çekiyor. Eski şehir merkezi biraz Amsterdam misali. Dön dön bir meydana çıkıyorsunuz, buraya daha önce gelmiş miydik acaba diyoruz, bu meydan o meydan mı acaba diyoruz ama yok değil, burası da bir başka benzer meydan. Gerçekten ufacık tefecik içi dolu bir meydancıklar kümesi burası. Şirin mi şirin bir yer. Özellikle noel döneminde vauww diyebileceğiniz türden bir yer haline gireceğini hayal ediyoruz.

Katedral Meydanı (Cathedral Square) ve Riga Dome Katedrali (Dome Cathedral): Baltıklar’ ın en büyük ibadethanesi. Dışarıdan zaten oldukça heybetli görünen bu yapı, özellikle içerisinde bulunan dev org ve konserleriyle meşhur. Katedralin bulunduğu meydanın ortasında bu bölgenin UNESCO tarafından Dünya Kültürel Mirası ilan edildiğini duyuran bir plaka bulunuyor.

Riga Jauniela: Birçok filme sahne olmuş güzel bir sokak. Ama eski şehir merkezindeki her sokağın hemen hemen aynı güzellikte olduğunu düşünecek olursak, çok da ekstra bir beklenti içine girmenize gerek yok diyebiliriz.

Town Hall ve Kara Kafalılar Evi (House of the Blackheads): Tüm daracık arnavut kaldırımlı sokaklardan geçip ulaştığınız şehir merkezinde, kırmızı kiremitlerin ve rengarenk süslemeleri ile eskiden kara kafalılar denilen yabancı tüccarların loncası olan şimdi ise turizm ofisi olarak hizmet veren binayı göreceksiniz. Bu arada “Bu nasıl şehir merkezi?!” diyebilirsiniz zira diğer meydanlardan daha sade ve boş bir yer burası. Neyse, gelelim binaya. 1334 yılında genç ve bekar özellikle de Alman tüccarların yaşadığı ve iş yaptığı binaymış.

House of Blackheads

Meydanda ayrıca, Letonya’nın İşgali Müzesi (Museum of the Occupation of Latvia) ve Letonya silahşörleri anıtını (Monument to the Latvian Riflemen), Riga Belediye binası (City Hall ~Rigas Dome) ve Roland Heykeli (The statue of Roland) de yer alıyor.

St. Peter’s Kilisesi (St. Peter’s Church): 1209 yılında Gotik mimaride yapılmış bir bina ve asansörle kulesine çıkabiliyorsunuz. Burada 72 metre yükseklikte bir gözlem terası bulunuyor. Kilisenin hemen arkasında kardeş şehir Bremen‘ de de yer alan Bremen Mızıkacıları Heykelini göreceksiniz. Tıpatıp aynısı hatta. “Aa ben bunu Bremen’ de de gördüydüm!” diyebilirsiniz kim kimden çakmış da aynısını yapmış bilemiyoruz. Bu kilisenin hemen karşı çaprazında ise bir başka kilise St. John’s church yer alıyor.

Kedi Evi (Cat house): Sürekli motiflerde görebileceğiniz, burada çok meşhur olan kara kedinin hikayesinin doğduğu yer. Şöyle ki: Eski zamanlarda bir tüccar, Tüccarlar Loncasından atılmış. Evi ise Tüccarlar Loncasının yanındaymış. Buna çok kızan tüccar tepkisini belli etmek için evinin çatısına 2 tane kara kedi figürü yaptırmış ve bunların kuyruklarını ve sırtlarını Loncaya doğru çevirmiş. Tüccarlar Loncasındakiler buna çok bozulmuşlar. Daha sonra iş tatlıya bağlanınca ve kedilerin yüzünü Tüccarlar Loncasına doğru çevirmiş. Bu olayla beraber de bu kediler şehrin simgesi olmuş. Bu arada evi bulmak çok da kolay değildi bizim için. En sonunda zaten pes edip, turist ofise sormak zorunda kaldık ki onlar da bıyık altından bize gülerek “Şu evin tepesindeki siyah kediyi gördün mü? Ha bak işte o!” dedikleri halde, miyobumuz sağolsun, en sonunda bir kare fotoğraf çekmeyi başardık. 🙂

The cat house

Zamanı olanlar için görülmesi gereken diğer yerler:

Daugava Nehri ve Büyük Christopher Heykeli (Daugava River and Big Christopher): Nehir Riga’ yı ikiye böler ve özellikle yaz aylarında kenarında yürümesi çok daha keyifli olacaktır. Gerçeği Riga Tarih Müzesinde olan sel ve diğer doğal afetler kentin koruyucusu kabul edilen Büyük Christopher (Lielais Kristaps) heykelinin orjinal kopyası nehir kenarından görünebilir. Efsaneye göre 16. yüzyılda Daugava Nehri’nin kenarında küçük bir mağarada ortaya çıkıyor ve derin sel sularından küçük bir çocuğu kurtarıyor. Bir gün sonra çok büyük miktarda altın buluyor ve bu altınların hepsini Riga Şehrini kurmak için kullanıyor. Yüzyıllardır şehrin sembolü olan Büyük Christopher’a uzun bir yolculuğa başlamadan önce çiçekler sunup saygı gösterirlermiş.

Alberta Jela (İela) Caddesi: Daha çok Barcelona‘ daki eserleri ile tanıdığımız ünlü mimar Antoni Gaudi’ nin öncülerinden olduğu Art Nouveau akımının en güzel mimari eserleri ile dolu bir cadde. Aslında Riga’da yaklaşık 800 Art Nouveau bina bulunuyor. Rus Mimar Mikhail Eisenstein tarafından dizayn edilen bu caddede ayrıca Riga Art Nouveau Müzesi‘de var.

Letonya Etnografya Açık Hava MüzesiUlusal Opera ve Bale Binası (National Latvian Opera), Riga Motor MuseumRiga Zoo, KGB Müzesi (KGB Corner House), Parlamento ve Art Nouveau Müzesi, şehrin alternatif ortamlarından biri olan ve sanatçı camianın çok takıldığı Miera Bölgesi, ahşap evleri ve yahudilerin eski yaşam alanı olması sebebiyle önemli bir nokta olan Maskavas Forštate Bölgesi gezebileceğiniz diğer yerlerden.

RİGA’ DA EĞLENCE VE GECE HAYATI

Riga’ da çok sayıda club, bar, pub tarzı yerler mevcut. Eğlence mekanları gayet hareketli, fiyatlar ise oldukça hesaplıymış. Bu yazıyı yazan bayan değil de erkek olsaydı, eminiz ki mekanları ve güzel kızları ballandıra ballandıra anlatırdı şu an 🙂 Ancak, biz 5 gece- 6 günlük sıkıştırılmış bir Baltık roadtrip yaptığımız ve Riga’ da 1 gece konakladıktan sonra Tallinn‘ e gittiğimiz için tüm enerjimizi harcamak istemedik. Kiraladığımız daire Sky Line Bar’ a çok ama çok yakındı, burada hem bir şeyler içmek hem de şehrin geze manzarasını izlemeyi tercih ettik. Ama merak etmeyin, tabii ki sizin için mekanları araştırdık.

Terraca Riga : Üstü açık lounge tarzı yer. Akşam üzeri gün batımı keyfi yaşayıp, bir kaç kadeh bir şeyler içmek için güzel bir yer.

Coyote Fly : Mutlaka görülmesi gereken gece klüplerinden.

Studio 69, Bar Ber Room, First DachaThe Club gibi mekanları da görebilirsiniz.

RİGA YAKININDA GEZİLEBİLECEK DİĞER YERLER: ALTERNATİF TURLAR

Sahil bölgesi olan ve trenle 25 km mesafede yer alan Jurmala Bölgesi özellikle tavsiye ediliyor.

Bizim de yaptığımız gibi Vilnius, Tallinn ve Helsinki bu rotada kesinlikle görülmesi gereken şehirlerden.

RİGA GEZİ NOTLARI

  • Eski şehir merkezi komple arnavut kaldırımlı sokaklardan oluşuyor. Yürürken bir taraftan da art nouveau ve ortaçağ tarzı binaları incelemek ya da meşhur kedi evinin tepesindeki kedilerin fotoğrafını çekebilmek için başınızı devamlı göklere kaldırarak yürümeniz gerekiyor. Ayak burkulmalarına dikkat.
  • Rigas Dome ve Dome Cathedral’ i karıştırmayın. Rigas Dome dedikleri belediye binası ve Kara kafalılar binasının (yani House of the Blackheads) da olduğu town hall’da yer alıyor. Dome Cathedral ise katedral meydanında yer alan ve adından anlaşılacağı gibi ihtişamlı bir katedral. Açıkcası biz Rigas Dome’ u görünce “E burada dome yazıyor, peki diğeri neydi?” diyerek haritaya bir daha bakmak zorunda kaldık, o yüzden ayrıca bahsetmek istedik.
  • Üç tane kesinlikle kaçırmamanız gereken kilise var. Bir tanesi piramit şeklindeki çan kulesi ile St. James, diğeri iki boğumlu çan kulesi ile Dome Cathedral, bir diğeri de 4 boğumlu kulesi ile en yüksek olan St. Peter’s.
  • Bu arada Dome Cathedral, St. Peter’s, St. John’s ve St. Jacob’s kiliselerinin tepesinde haç yerine horoz figürü göreceksiniz. Hristiyanlıkta geçtiğine göre horoz ötüşü şeytan ve kötülüklere karşı koruyucuymuş. Bu yüzden de seslerini en uzaklara duyurabilmek için en yükseğe konmalıdır derler. Ayrıca, deniz kenarında yer alan bu şehirde bu horozlar rüzgarın yönüne göre döndüğü için de denizcilere yön göstericiymiş ve Daugava nehrinin kenarındaki kiliselerde görmek mümkün.

One Comment

  1. Gerçekten yeterince ayrıntılı ve yardımcı bir Riga yazısı olmuş, epey faydalandım gezim için. Çok teşekkürler. 🙂

Leave a Comment

Your email address will not be published. Required fields are marked *